Anayasamız devletin varlığı ve bağımsızlığı, bölünmez bütünlüğü milletin kayıtsız şartsız egemenliği hukukun üstünlüğünü korumak demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılık konusunda iktidara da muhalefete de aynı görevi 81. maddesi ile ve yeminle vermiştir. Püf nokta da burasıdır. Atatürk ilke ve inkılaplarına ve tam bağımsızlığa gelince müstevlilerimiz devreye giriyorlar ve açık bütçelerle bağımsızlığımızı yok ediyorlar. Ne zamanda beri bu böyledir? 14 Mayıs 1950 den sonra . Mesele hiçbir partinin Anayasaya uygun çalışmamasıdır. İktidar da muhalefet de Anayasayı açık bütçelerle sürekli olarak çiğnemektedirler. İşte size Anayasamızın 81. maddesinin hiç uyulmayan bütünü: Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, ( Açık bütçeler huzur ve refahı yok eder) millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim.”
Anayasamız ve kanun koyucumuz ve Anayasaya %90 EVETb oyu veren Türk milleti, Devletin varlığı ve bağımsızlığı, bölünmez bütünlüğü, kayıtsız şartsız egemenliği, demokratik ve laik cumhuriyete bağlılık) konularında iktidar ve muhalefete birlikte hareket emri vermiştir. iktidarlarımızın bir türlü anlamadıkları ve muhalefetinde bu konudaki açıkları T.C. Anayasa Mahkemesi’ne götürme zahmetine girmediği şu an itibari ile devletimizin, Cumhuriyetimizinbağımsızlığımızın ve en derin zaafıdır.
E. Tuğ. Naim Baburoğlu İçin Verilen Orduevlerine giriş yaşağı nedir?
Enekli subaylar için çeşitli gerekçelerle veya bahanelerle orduevlerine giriş yasağı sık sık konulmaya başlamıştır. Burada kaynağını Anayasamızdan almayan bir yanlış uygulama var gibidir.. Orduevleri yönetmelikleri olan kullanılış ve davranış ritüelleri bulunan askeri kurumlardır. Orduevleri dahilinde iken bu yönetmeliklere aykırı davranışlar olursa giriş yasakları konulabilir. Son zamanlarda 104 amiral olayı başta olmak üzere bir kaç defa bu yasak konulmuştur.
TSK lerinin değerli, generallerinden biri de Sözcü Gazetesinde köşe yazarlığı yapan Piyade sınıfından E. Tuğgeneral Naim Babüroğlu’dur. Orduevlerine giriş yasağı bu özel konumu nedeniyle verilmişse alınan karar Anayasamızın 26. maddesindeki düşünceyi yayma hürriyeti kapsamında değildir.. E Tuğ. Naim Babüroğlu bu düşüncelerini “SÖZCÜ” gazetesindeki köşesinde dile getirebileceği gibi Anayasamızın 74 . maddesi kapsamında kendisi ile veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetlerini dile getirerek TBMM dahi doğrudan dilekçe verebilir. . Orduevlerine General Babüroğlu’na bu yasak Sözcü Gazetesinde köşe yazarı olması hasebi konulmuşsa. Bu işlem için kaynağını anayasadan almaktadır diyemeyiz. Orduevlerine hangi eylemi gerekçe gösterilerek Giriş yasağı konulduğunun gerekçesini şu ana kadar bilmiyoruz. . Ancak bu yasak kararı Naim paşamız orduevinin içinde bir olumsuz davranış gösterdiğinden değil. Sözcü gazetesinde köşe yazarlığı yaptığından dolayı alınmıştır gibi durmaktadır. Vatan tehlikede olduğu zaman cephelerde en önde savaşanların vatanın tehlikeye atılmaması için yapılan yanlışları her Türk vatandaşı gibi emekli subayların da dile getirmek eleştirmek hak ve vecibeleri vardır. Bu hak ve vecibeler Anayasamızın 74.maddesinden kaynaklanmaktadır. Buna göre kendileri ile veya kamu ile ilgili, dilek ve şikayetlerini yetkili makamlara ve TBMM yazılı olarak bildirebilirler. Bu Anayasa maddemizde sivil veya emekli asker ayırımı yoktur. Ayrıca Anayasamızın 26. maddesindeki düşünceleri yayma hak ve görevler kapsamında keza asker emeklisi veya sivil ayırmı yoktur.
Atalarımız der ki” Zararın neresinde dönersek kardır”. İlgili komutanlıklar ve Askeri adlı makamlar konuyu yeniden değerlendirmelidirler. Çevremizin ateşlerle çevrili olduğu bu günlerde TSK mızın hak ve hukuk bilmeyen Anayasayı uygulamayan bir duruşta olduğu düşüncesine geçit vermemek gerekmektedir. Başkomutanımızın dü
şünce özgürlü konusundaki değişmez daimi emrini de hatırlayalım.
“ Düşünce hürriyetinden doğan mahzurların giderilmesi yine düşünce hürriyetidir.”
NOT: Venezüella konusuna yer kalmadı. Ancak Venezüella konusu için Yılmaz Özdil’in aşağıdaki linkte yer alan videosu. önemli ve değrli bir kaynaktır.
