Bu ritüeller, insanlık tarihinin tamamında Örneğin: İnka, Çipka, Maya ve/veya Ortadoğu krallıklarının hemen hemen hepsinde vs. vardı?!.
Diri diri kız çocuklarını gömme, tanrılara genç kız kurban etme, deniz canavarlarına genç erkek kurban etme, Epstein adası olayları veya Suriye’de Alevi katillerinin cinayet olayları gibi, tıpkı Muaviye’nin annesinin çiğ çiğ insan eti yeme geleneği gibi, Hz. Hamza örneğindeki veya youtube’ye yansıyan görüntülerde izlediğimiz gibi veya Epstein adası görüntülerinden bir kısmını gördüğümüz üzere, insanın kalbini yerinden söküp kanlı kanlı ağzında çiğneyenler vardı. Torunları veya onlara, ‘kenar kıyısından’ hafifte olsa kutsallık yükleyen bu günahkarlar, sapkın ve temizlenmemiş “Şeceretul-Mel’une” genlerinin potansiyel miraçılarıdır!.. Bunlar Nemrudi-Firavuni-Emeviyyi bir uzantıdır. Birbirinin devamı olan bir ağaçtır. Şeceretul-Mel’une bu uzantıdır ve bu uzantının karşısında da cennetlerden cennetlere uzanan Tûba ağacı vardır. Birinin kökü Mel’un Kâbil’e diğeri Mazlum-u Pak-u Pir-u Habil’e dayanır. Bunların torunları ise son perdede Kabil’in Ben’i Muayt ve Ümeyye (Emeviyyin), Habil’in ise Ben-i Haşim’e yani tüm peygamber nesli ve sonunda Hz. Muhammet ve Ehlibeyt’idir. Bu durum Epstein ve Baal (Nemrudi-Firavuni-Emeviyyi) vahşet ortamının ifşa olmasından sonra daha da iyi anlaşılmış olsa da, yine de yeterli değildir!..
Tekrar kaldığımız yerden devam edecek olursak;
Hz. İbrahim döneminde, vahşi şeceretül-mel’une yani lanetlenmiş ağaç genetiğinin mirasçıları, sapkınlıkta tavan yapmışlardı. Hz. İbrahim’in, oğlunu kurban etme sınavı ve Tanrı’nın bu tür cinayetleri yasaklayarak yerine koç önermesi durumu aslında sapkınlık karşıtı bir duruş idi… Bu duruş, Koç Burcu dönemi ile uyumluluk gösterir. Bu uyumluluklar asla tesadüf değildir!..
Hanedanlıklar, krallık ve sultanlıklar; Vahşet ve cinayet ortamına karşı veya dünya arzu ve şehvetine üstün gelmiş şehzadeler yetiştirebilmek için, Epstein adası tarzında sapkınlık alanları yaratmış ve bu alanı kanunlu veya kanunsuz(!) meşrulaştırma veya gizleme yoluyla kullanmışlardır.
Avrupa veya Asya’da, ilkel insanlardan oluşmuş topluluklar döneminde, ilkel devlet yöneticilerinde fetretler, erkek veya kadın farketmeksizin çocuk istismarları, genç tecavüzleri, hakim güç ile zor kullanarak Allah’ın men ettiği herşeyi yapmışlardır. Özellikle son dönemde Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında yapılan köle pazarı, cinayet, inanç veya ırk bahane edilerek yapılan cinayetler ve her türlü mel’anetler gibi!..
İşin en üzücü tarafı, bunlar din adına, inanç adına, bir mezhep ekolü (Genellikle de hep aynı ekoller) adına yapıldı ve yapılmaya da devam ediyor!?.
Çünkü hakim güçler, bir toprağı bölmek veya yönetimi ele almak isterse, o bölgelerde aydınları veya aydın olma potansiyeli olarak gördüklerini katleder veya onları techire zorlarlar.
Yaşar Nuri Öztürk, her konuşmasında bu güruhlara boşuna “İblis’in çocukları” demiyordu…
İnsanlığın içerisinde, pek azın azı durumunda kalmışları, bu ruh hastalığının pandemisinden korumak için yeniden bir KARANTİNA ortamı oluşturmak gerektiği kanaatindeyim. Öyle ki, bu; insanlık neslinin devam edebilmesi ve yeryüzünün altının üstüne getirilmemesi için Allah’a bir bahane olsun.
Bir avuç nur kalplinin yüzü suyu hürmetine dünya ayakta duruyor. Onların üzüldüklerine yapılan herşey bizzat onlara yapılmış gibi kayda alınıyor. Umarım bu çetin hesap, genele yaygın bir etkiyle ortaya çıkmaz…
Umarım !
Sevgi ve Saygılarımla
