Site icon Söz Gazetesi

MEB’nın Oltadaki Balıkları / Mahiye Morgül

Yusuf Tekin’in oltaya taktığı balıklar sizin çocuklarınızdır. Yem olarak kullandığı ders kitapları ise zehirli atıktır. Şimdi konumuz gencecik çocukların birbirine acımasız saldırılarının altında MEB’in rolü. Onları bu hale nasıl getirdik?

Ergen çocuklarımızın acıma duygusu neden ve nasıl yok edildi, bunu anlatmak istiyorum. Cumhuriyet Eğitiminin ekseni nasıl kaydırıldı, eğitim felsefesi nasıl çocuk düşmanlarının istediği hale geldi, bilelim.

Bu süreç Yusuf Tekin ile başlamadı. Ondan öncekiler de aynı sepete bırakılmış guguk yumurtasıydı. Gardnerciler bunlar. Zekayı parçalamak üzerine yazdıkları her bir satır için puan toplayacaklardı. Çocuk oyunları gibi, puan puan acımasızlaşıyorlardı. Kaç isabetli atış yaptın, kaç insan avladın?.. Ölü insan onlar için sadece sayı oluverdi.

Düşenleri saymak Ziya Selçuk ve Hüseyin Çelik ile 2004’de başladı. Bunları yetiştirmeye Dünya Bankasından SPAN heyeti geldi Ankara’ya. Zekayı parçalı kabul ettirmek, üniteleri parçalamak, aralarındaki bağlantıyı koparmak, mantık aramamak, bolca renkli ve basit görselli boyama oyunları, Allah’ın ve Atatürk’ün üzerini çizdiren bulmacalar, eğitim kurallarına aykırı tersinden sorular sormak, vb bilime aykırı tuhaf ders kitapları verdiler çocukların eline. Oltadaki yem bu kitaplardı. Ailesi görmesin diye eve gönderilmedi.

Matematik kitaplarında kaosu fark ettim önce.  Akıl bulandırma bu derste başladı. Öyle ki, “eksilen” kavramı korkunç görsellerle acımasızlık üzerineydi.  Nutkum tutuluyordu. Örneğin yarışmanın kazananı değil yolda düşen kaza geçirenler resmediliyor, saydırılıyordu.

2012’de dağıtılan Matematik 1.sınıf kitabından örnek vereceğim, çünkü müsteşar Yusuf Tekin’di. Örneğin, çocuğu bisiklet yarışması görselinde düşenlere baktırarak şöyle soruyordu:

“Yarışmada bisikletten düşenlerin sayısı kaçtır?”

Eksilen insan üzerinden sorulmaz!Düşene yardıma koşulur, acil yardım çağrılır, vs. Düşen insan matematiğin konusu değildir. Bu soruyla, acıma/yardım etme duygusu geri plana itilir, sayı sayma öne çıkar. Oysa matematik somut nesnelerle elinin altında, masa üzerinde öğretilir. Burada çok büyük pedagojik hata vardır, çünkü çocuklar kendini kazanan ile eşleştirme duygusu içinde büyütülmelidir.

Bir örnek daha: Görselde, kayak alanında bir yamaçta kayakçılar var, değişik yönlerde, bazıları yere düşmüş görünüyor. Matematik sorusu:

“Kayak yaparken düşen sporcu sayısı kaçtır?”

Yine eksileni insan üzerinden saydırıyor. Acıma yok, empati yok!

Düşen insanlar üzerinden bir sayı sayma eğitime nasıl girebildi? Acımasızlık tohumu ektiler. Oysa matematik geriye kalanları sorar, onu da sayılabilir nesnelerle yaptırır, insanlarla değil!

Bu örnekleri çoğaltabilirim. Hatta hayatta olmayacak şeyler ve çaresizlik soruları vardı; “Resimdeki kuleye hapsedilmiş prensese kaç kulaç ip lazım?” gibi, “Pinokyo (yalan söylediği zaman burnu uzayan masal tiplemesi) kaç yalan söyledi, burnunu ölçerek söyleyelim” gibi ayakları yere basmayan sorular vardı. Bir de, birbiriyle asla yan yana gelmeyen, biri diğerini yiyen vahşi hayvanları gösterip “Hangisi daha ağırdır?” sorusuyla sözde “ağırlık” kavramı veriliyordu.

Bunu diğer kitaplarla çoğaltın. Örneğin aynı yıl Türkçe 1.sınıf kitabında, ormanda ayı saldırısına uğramış iki çocuğun çaresizlik içindeki resme baktırarak dinleme metni… Kesik başlı bir çocuk resminin altına “Kesik başlı çocuğa kendi başınızı çizerek resmi tamamlayın” komutu vermek ve bu kesik başın yanına gerçek bir Atatürk resmi koymak!

Tüyleriniz diken diken şimdi, değil mi? Çocuğunuzun beynine bunlar çimlenmeye bırakıldı!

Gelelim çocuğunuzun gelişiminde 7-10 yaş aralığında beynine boca edilen acımasızlık, çaresizlik, korkulu anları hayal ettirme, olumsuzdan örnek verme, negatiften matematik sorusu, vahşi doğayı matematiğin konusu yapma, gibi kötü örneklerle ders işlemeyi konuşalım. Beyni boşa düşüren masaldan uçuk kaçık soru sorma, suyun altını, gökyüzünü, karıncaları, arıları, kar tanelerini, yağmur damlalarını, rüzgarda uçan yaprakları saydırmak, gibi çocuk pedagojisine aykırı soruların çocuğunuzun ruhsal gelişiminde nasıl tahribata sebebiyet vereceğini konuşalım.

Siz bunları lütfen Yapay Zekaya sorun. Ben size çocuk olumsuz örnekten nasıl rol kapar onu anlatayım.

Eğitimde kurallar vardır, bunlardan biri şöyledir: Çocukluk çağında beyne atılan olumlu olumsuz her şey, orada çocukla birlikte yavaş yavaş büyür, ergenlik çağına geldiğinde hormonları tetiklenirken onlar da tetiklenir, davranışa dönüşür.

İşte, çocuğun bu gelişim özelliğini bilen Dünya Bankasının haydutları, kuralı tersinden işleterek ders kitaplarına koydular. Çocuklarımızı istedikleri gibi cahil, acımasız ve saldırgan yetiştiriyorlar.

Küçük bir pedagoji dersi daha: Çocuklar bahçede oynarken ayağı takılıp düşene gülerler, hatta kendisi çelme takıp düşürür arkadaşını ve arkadaşı yerde sancıdan kıvranırken o kahkahalarla güler. Bu davranış onun henüz büyümediğini, düşenle empati kuramadığını gösterir. Oysa normalde düşene yardım için yanına koşması gerekir değil mi? Yardıma koşmak yetişkin davranışıdır. Bir yetişkin eğer düşene gülüyorsa onda psikolojik sorun vardır, daha büyümemiştir.

Hayat Bilgisi kitabında “Bunları yapmayalım” şeklinde olumsuzdan önerilere örnek; “Arkadaşımızın ayağına çelme takmayalım. Arkadaşımızın arkasından konuşmayalım” gibi resimli uyarılar vardı. Oysa çocuk resimde gördüğünü uygular.

Şimdi bakın Yusuf Tekin’in mimiklerine, gencecik çocuklar birbirini acımasız bıçaklarken yardıma koşuyor mu? Şu ders kitaplarındaki şiddet görsellerini acımasızlık cümlelerini kaldıralım, diyor mu?

Öyleyse red edin bu kitapları, kaldırın çocuğunuzun önünden bu zehirli atıkları.

Karnede Atatürk yok diye ayağa kalktınız, tamam da, neden cinayete azmettiren kitapları kaldırıp atmıyorsunuz?

Çocuklarınız MEB’nın oltadaki balıkları haline bu kitaplarla geldi. Dünya Bankası yem olarak bu kitapları ve bunları yazanları kullanıyor.

Rize /20.1.2026.

Ek: Yukarıda örnek verdiğim ders kitaplarına açtığım dava dosyalarını içeren Okulda Zihin Terörü kitabım mahiye.com sitemde Kendi Kitaplarım bölümünde pdf erişimdedir. 2024’de Nergiz Yayınlarında basılan Milli Eğitime Darbe kitabımda Yusuf Tekin döneminde dava ettiğim diğer kitapları görebilirsiniz.

Exit mobile version