MANŞETÖNEMLİ DOSYALAR

Boraltan Faciası…

Boraltan Faciası, Türkiye tarihinin en hüzünlü ve tartışmalı olaylarından biridir.

II. Dünya Savaşı’nın ardından Türkiye’ye sığınan Azerbaycan kökenli Sovyet askerlerinin, Sovyetler Birliği’ne iade edilmesi ve sınırın hemen ötesinde infaz edilmeleriyle sonuçlanmıştır.
1944-1945 yıllarında, Sovyet ordusunda görev yapan ancak çeşitli nedenlerle (Stalin zulmünden kaçış veya esir düşme sonrası taraf değiştirme gibi) Türkiye’ye sığınan yaklaşık 146 ila 195 (kaynaklara göre sayı değişmektedir) Azerbaycan Türkü, Iğdır’daki sınır karakollarımıza teslim oldu.
Savaşın galibi olan Sovyetler Birliği (SSCB), bu kişilerin “vatan haini” olduğunu iddia ederek Türkiye’den iadelerini talep etti.
O dönemde SSCB, Türkiye’den Kars ve Ardahan’ı istiyor, boğazlarda üs talep ediyordu.
Dönemin CHP hükümeti, SSCB ile zaten gergin olan ilişkileri daha da germemek ve bir savaş riskini azaltmak amacıyla mültecilerin iade edilmesine karar verdi.
6 Ağustos 1945’te mülteciler, Aras Nehri üzerindeki Boraltan Köprüsü üzerinden Sovyet yetkililerine teslim edildi.
Mültecilerin, kendilerini teslim eden Türk askerlerine ağlayarak: “Bizi siz vurun, kendi bayrağımızın altında ölelim, ama bizi onlara teslim etmeyin!” dedikleri rivayet edilir.
Teslim edilen mülteciler, köprüyü geçtikten hemen sonra Türk askerlerinin gözleri önünde kurşuna dizilerek infaz edildiler.
Olay yaşandığı 1945 yılında devlet politikası gereği basında geniş yer bulmamış, hatta sansürlenmiştir.
Ancak 1950’den sonra Demokrat Parti (DP) iktidarıyla birlikte olay meclis gündemine taşınmış ve gazetelerde sert başlıklarla yer almıştır.
Bazı gazete başlıkları:
• Son Saat (14-15 Nisan 1950): “Ruslara Teslim Edilerek Ölüme Verilen 160 İnsan”
• Milliyet (26 Mayıs 1951): “Ruslara Teslim Edilen Mülteciler”
• Adalet Gazetesi (7 Ekim 1965): “İnönü’nün Hizmet Faturası” başlığıyla olayı bir siyasi eleştiri olarak sunmuştur.
• Tasvir Gazetesi: Dönemin yazarı Ziyad Ebuzziya, mültecilerin mektuplarını ve yaşadıkları dramı köşesine taşımıştır.
Azerbaycanlı şair Almas İldırım, bu facianın ardından Türk milletinin ve mültecilerin yaşadığı o büyük kahrı şu mısralarla ölümsüzleştirmiştir:
1-)👉 Boraltan bir köprüdür, aşar geçer Aras’ı,
Yusan Aras suyuyla çıkmaz yüzün karası.
Karadır yüzün ey köprü, hani kardeşlerin?
Hani o gülerek geçen, o şen gidişlerin?
Düşman bekler karşıda, önüne kattın beni,
Can feda öz kardeşe, canan feda, satma beni!
Eğil Aras, eğil geç, Türk’ün bağrı deliniyor,
Kardeş kardeşi vursun, can cana veriliyor.
Bizi siz vursaydınız, şu al bayrak altında,
Ölseydik keşke biz de, şu vatan toprağında!
Olayın ardından yıllar geçtikten sonra, 1951 yılında Demokrat Parti (DP) Milletvekili Şevket Mocan, bu trajediyi meclis kürsüsünden şu sözlerle anlatmıştır:
“Sınırda teslim edilen bu kardeşlerimiz, Aras’ın öbür yakasına geçer geçmez, Türk bayrağının altındaki kardeşlerinin gözleri önünde, henüz köprünün başındayken otomatik silahlarla taranmışlardır.
Bizim askerlerimiz, silahları ellerinde olduğu halde, emirlere itaat etmek zorunda kaldıkları için bu sahneyi sadece gözyaşları içinde izlemekle yetinmişlerdir.”
📚 TBMM Tutanak Dergisi: 9. Dönem, 9. Cilt, 101. Birleşim (Olayın 1951 yılında mecliste tartışıldığı resmi kayıtlar).
📚 Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi: Dr. İsmail Köse, “Boraltan Faciası: Türk Kökenli Sovyet Vatandaşı Mültecilerin Sovyetler Birliği’ne İadesi (1945)”.
📚 Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi (BCA): Fon Kodu: 030.10, Yer No: 100.648.5 (İade kararına dair resmi yazışmalar).
📚 TBMM Tutanak Dergisi: 1951 yılı Mayıs ayı birleşimleri (9. Dönem).
📚1945 Tarihli Bakanlar Kurulu Kararı: Mültecilerin “vatan haini” statüsünde iadesini onaylayan 3/3055 sayılı kararname.
Kaynak: internet seçkilerinden iktibas edilmiştir.
Arkadaşlarınızla paylaşın

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için lütfen reklam engelleyicinizi kapatınız.