MANŞETÖNEMLİ DOSYALAR

Türkiye’nin Avrupa Savunma Politikalarındaki Konumu: Stratejik Ortaklık mı, Jeopolitik Tuzak mı?

Avrupa Birliği (AB), küresel güvenlik dinamiklerindeki değişimler doğrultusunda savunma alanında yeni yapılanmalara yönelmektedir. Özellikle Brexit sonrası AB’nin kendi askeri gücünü artırma çabaları, Türkiye gibi stratejik konumu ve güçlü ordusuyla önemli ülkeleri bu sürece dahil etme isteğini beraberinde getirmiştir. Ancak, AB’nin Türkiye’ye sunduğu işbirliği modeli, siyasi ve ekonomik açıdan ciddi dengesizlikler içermektedir.

Türkiye, Avrupa’nın savunma stratejilerine dahil edilmek istenirken, AB üyeliği konusunda herhangi bir ilerleme sağlanmamakta, Gümrük Birliği’ndeki adaletsizlikler giderilmemekte ve Türkiye’nin milli çıkarlarını ilgilendiren konular görmezden gelinmektedir. AB, Türkiye’yi savunma alanında bir ortak olarak görmek istiyorsa, aşağıdaki kritik konularda Türkiye’nin haklarını kabul etmeli ve somut adımlar atmalıdır:
1. AB Üyeliğinin Kesinleşmesi: Türkiye, yıllardır AB üyeliği için müzakere sürecinde tutulmakta ancak tam üyelik konusunda hiçbir somut ilerleme sağlanmamaktadır. Türkiye’nin Avrupa savunmasına katkıda bulunması için öncelikle tam üyelik garantisi verilmelidir.
2. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Tanınması: AB, Kıbrıs Rum Kesimi’ni tek taraflı olarak üye yapmış, ancak KKTC’nin haklarını yok saymaktadır. Türkiye’nin AB savunma politikalarında yer alabilmesi için, KKTC’nin resmen tanınması gerekmektedir.
3. Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) Haklarının Tanınması: Türkiye’nin ve KKTC’nin Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları üzerindeki egemenlik hakları ve Egedeki hakları uluslararası hukuka uygun şekilde AB tarafından tanınmalı ve desteklenmelidir .
4. Zengezur Koridoru’nun Açılması: Türkiye’nin Azerbaycan ve Türk Cumhuriyetleri ile kara bağlantısını sağlayacak olan Zengezur Koridoru’nun açılması konusunda AB’nin Türkiye lehine açık destek vermesi gerekmektedir.
5. Vize Serbestisinin Sağlanması: Türkiye, AB ile Geri Kabul Anlaşması ( yanlış bir anlaşma) ve diğer yükümlülükleri yerine getirmesine rağmen, Türk vatandaşları hala vize zorunluluğuna tabidir. Türkiye’nin Avrupa savunmasında yer alması isteniyorsa, vize serbestisi derhal sağlanmalıdır.
6. Mülteci Anlaşmasının Adil Şekilde Düzenlenmesi: Türkiye, milyonlarca mülteciye ev sahipliği yaparak Avrupa’nın göç krizini hafifletmiştir. Ancak AB, Türkiye’ye verilen mali ve siyasi taahhütleri yerine getirmemektedir. Adil bir mülteci anlaşması oluşturulmalı ve Türkiye’nin bu yükü tek başına taşımaması sağlanmalıdır.
7. Gümrük Birliği’nin Karşılıklı Yarar Sağlayacak Şekilde Güncellenmesi: Türkiye, Gümrük Birliği’ne dahil olmasına rağmen, karar alma mekanizmalarında yer almamaktadır. Türkiye’nin AB savunma politikalarına katkı sağlaması için, Gümrük Birliği adil ve karşılıklı yarar sağlayacak şekilde güncellenmelidir.
8. Yunanistan’daki Türk Azınlığın Haklarının Korunması: AB üyesi olan Yunanistan, Batı Trakya’daki Türk azınlığın haklarını ihlal etmekte, dini ve kültürel özgürlüklerini kısıtlamaktadır. AB, Türkiye ile gerçek bir ortaklık istiyorsa, Türk azınlığın haklarının korunması için Yunanistan’a baskı uygulamalıdır.

Türkiye Avrupa İçin “Mayın Eşeği” Olmamalıdır

Türkiye, tarih boyunca jeopolitik konumu nedeniyle uluslararası güçler tarafından stratejik hedef haline getirilmiştir. Ancak Türkiye’nin Avrupa savunma politikalarında ucuz asker kaynağı veya kriz bölgelerinde kullanılan bir ülke olarak konumlandırılması kabul edilemez. Türkiye’nin askeri gücü, milli çıkarları doğrultusunda kullanılmalı ve asla başka ülkelerin menfaatleri için ihraç malı haline getirilmemelidir.

Avrupa, kendi ordularını güçlendirmekte zorlanırken, Türkiye’yi özellikle Rusya , Ortadoğu, Afrika ve Asya da ki riskli askeri misyonlara sürükleyerek kendi güvenliğini sağlamayı amaçlamaktadır. Bu noktada, Erdoğan yönetiminin Avrupa ile kurduğu yamuk ilişkiler dikkatle analiz edilmelidir. Erdoğan her zaman olduğu gibi bugünde Türkiye’nin stratejik gücünü, kendi siyasi geleceği için Avrupa’ya pazarlamakta, ancak bu süreçte Türkiye’nin ulusal çıkarlarını ikinci – üçüncü plana itmektedir. Türk ordusu, hiçbir şekilde siyasi manipülasyonlarla başka ülkelerin çıkarları için feda edilmemelidir.

Avrupa’nın Türkiye’ye Çifte Standardı ve Askeri Yükümlülükler

AB, Türkiye’yi stratejik bir ortak olarak görmekten ziyade, askeri angajmanlarda sorumluluk alması için bir araç olarak kullanma eğilimindedir. Avrupa’nın kendi savunma gücünü artırmak için asker kaynağı bulmakta zorlandığı bir dönemde, Türkiye’nin aktif bir rol üstlenmesi istenmektedir. Ancak bu işbirliği modeli, Türkiye’ye siyasi veya ekonomik bir avantaj sağlamamakta, aksine Türkiye’yi riskli askeri angajmanlara sürükleyebilecek bir yapı oluşturmaktadır.

Türkiye’nin Avrupa savunma politikalarına dahil olması, Rusya, Çin , Ortadoğu ve Afrika’da ve diğer bölgesel güçlerle olan ilişkilerini tehlikeye atabilir. Avrupa’nın jeopolitik hedefleri doğrultusunda hareket eden bir Türkiye, uzun vadede kendi milli çıkarlarına zarar verebilir.

Sonuç ve Öneriler

Türkiye’nin Avrupa savunma politikalarına katılımı, ancak milli çıkarlarını garanti altına alan bir çerçevede gerçekleşmelidir. Türkiye’nin sadece Avrupa’nın güvenliği için fedakarlık yapan bir ülke olarak görülmesi kabul edilemez. AB, Türkiye’yi stratejik bir ortak olarak görmek istiyorsa, şu adımları atmalıdır:
• Türkiye’ye AB ‘de tam üyelik verilmelidir.
• KKTC resmen tanınmalıdır ve AB’de KKTC’ye Rum tarafına yapıldığı gib, karşılıklı olarak dengeli ve adil hareket edip tam üyelik verilmelidir .
• Türkiye’nin ve KKTC’nin Doğu Akdeniz’deki hakları garanti altına alınmalıdır ve desteklenmelidir . Ege’de Türkiye’nin hakları kabul edilmeli ve desteklenmelidir.
• Zengezur Koridoru açılması için AB Türkiye’ yi desteklemelidir.
• Türk Vatandaşlarına Vize serbestisi derhal sağlanmalıdır.
• Mülteci anlaşması Türkiye’nin çıkarlarını koruyacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.
• Gümrük Birliği adil şekilde güncellenmelidir.
• Yunanistan’daki Türk azınlığın hakları korunmalıdır.

Türkiye, Avrupa savunma politikalarına angaje olmadan önce, bu taleplerinin karşılanmasını sağlamalı ve uluslararası alanda stratejik çıkarlarını koruyan bir denge politikası izlemelidir. Türkiye, hiçbir ülkenin askeri taşeronu olmamalı ve milli çıkarlarını korumadan riskli askeri angajmanlara sürüklenmemelidir.

Türk Milleti, hükümetin bu tür uluslararası anlaşmalarda Türkiye’nin milli menfaatlerini koruyup korumadığını sorgulamalı ve Türkiye’nin uluslararası alanda saygın bir aktör olarak kalmasını sağlayacak politikaların destekçisi olmalıdır.

Arkadaşlarınızla paylaşın

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için lütfen reklam engelleyicinizi kapatınız.