Ali AydınZOR YAZI

İbadet nedir? / Ali Aydın

Yüce Allah tarafından indirilen ve Resuller tarafından insanlara
tebliğ edilen vahyin tek indiriliş sebebi ibadettir. (Hud- 1,2, 26;
Yusuf- 40; İsra-23; Yasin 60; Fussilet 14; Ahkaf-21) Tüm Resullerin
kavimlerine tebliğ ettikleri ilke yalnız Allah’a ibadet etmek olmuştur.
(Araf-59, 65, 73, 85; Hud-50, 61, 84; Müminun-23, 32) Kur’an’ın
dininde ve dilinde ibadet, atalardan ezberlenmiş ve alışılmış,
insanın hayatında olumlu hiçbir etkiye sahip olmayan, belli bazı
ritüelleri yapmak değildir. Yüce Allah’ın tüm Nebilere vahyettiği
ve Resul misyonuyla ilan ettikleri ilkelerin hepsine birden ibadet
denilmektedir. Yani yüce Allah’ın emir ve yasakları arasında ibadet,
tüm salih amelleri içine alan çatı katını temsil etmektedir. Din
ve hüküm olarak Kur’an’dan başka kitaba iman edilmediği sürece
yani ihlas elde edildikten sonra yalnız Allah’a yani Kur’an’a teslim
(İslam) olunduktan sonra insanların yaptıkları her güzel amel ibadet
kategorisine girer. Dolayısıyla bütün meşru işler ve güzel amellerin
hepsi ibadet hükmüne geçer. İnsan her an Rabbi olan yüce Allah
ile beraberdir. Geleneksel dinde ibadet denilince insanların aklına
sadece namaz, hac, salavat ve umre geliyor. Halbuki insan sürekli
olarak ibadet halindedir. Hayatın amacı ve gayesi ibadettir. İnsan
yüce Allah’tan bir an bile ayrı kalamaz. “O gökleri ve yeri altı günde
yaratan, sonra arşın üzerine (kudretiyle) istiva edendir. Yere gireni
ve ondan çıkanı yani gökten ineni ve oraya yükseleni bilen yani
İBADET NEDİR? • 11
nerede olursanız olun O sizinle beraber olandır yani Allah yaptıklarınızı
görendir. Göklerin ve yerin mülkü onundur yani bütün işler
ancak ona döndürülür.” (Hadid-4, 5)
“Göklerde ve yerde olanları Allah’ın bildiğini görmüyor musun?
Üç kişinin gizli konuştuğu yerde dördüncüsü mutlaka O’dur. Beş
kişinin gizli konuştuğu yerde altıncısı mutlaka O’dur. Yani bunlardan
az veya çok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar mutlaka
O, onlarla beraberdir. Sonra kıyamet günü onlara yaptıklarını
haber verecektir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir.” (Mücadele-7)
İbadet fiziksel olarak yapılan bir şey değildir. Asıl ibadet zihinsel
bir olaydır. Kişi gönül ve zihinle Allah’a teslim olmadıktan sonra
ona ibadet etmiş sayılmaz. Din ve hüküm olarak Kuran’dan başka
kitaplara iman edenler, Allah’a değil, ibadetleri kitaplarına iman
ettikleri kişileredir. Bütün vahiy’lerin indiriliş amacı ibadettir.
Vahyin önderliğinde Resullerin ilk emri ibadettir. Yani Allah’tan
başkasına kulluk yapmamalarıdır.
Mesela: Tarikatçıların namazı Allah’a ibadet mi oluyor? Veya
Süleymancıların ibadetleri yüce Allah’a mı gidiyor? Sürekli olarak
Risale-i Nur okuyan, indirilmiş kutsal bir kitap olarak ona iman
eden nurcular Allah’a ibadet mi ediyorlar? İbadet, vahiy ile ilgili
bir durumdur. İbadet, teslim, iman, ihlas ve bilinç ile ilgili bir
durumdur. Muhlis ve Muttaki olmayanın ibadeti yoktur. Yani din
ve hüküm olarak Kur’an’ı tek kaynak kabul etmeyenlerin ibadeti tâbi
oldukları tağut ve şeytanlar içindir. Allah’ın kitabı yerine Buhari’nin
ve Küleyni’nin çöpten topladıkları ile besleneceksin sonra namaz ve
ibadetin Allah’a olacak öyle mi? Kime iman ederseniz, ona ibadet
edersiniz. Yani kimin sözleri ve emirleri gönlünüzde taht kurmuşsa,
kulluğunuz onadır. Şeyhe iman eden Allah’a ibadet edemez.
Mezhebe bağlı olanın ibadeti Allah’a olamaz. İsa (a.s) ın dediği
gibi, “İnsan aynı anda hem krala hemde Allah’a hizmet edemez.”
Kur’an’dan yüz çeviren ibadet diye bir şey yapmamıştır. Muhammed
bin İdris, Ahmed bin Hanbel, Numan bin Sabit ve Mâlik bin Enes’in
mezhebine tâbi olanlar Allah’a ulaşamazlar. Ben Hristiyanım, Yahu12
• İBADET NEDİR?
diyim, Şiiyim, Sünniyim diyenlerin ibadeti İslam olamaz. Hayatın
hepsi ibadettir yeni hayat ibadetten ibarettir. Bütün bu gerçeklerden
sonra şimdi biz Şii ve Sünni dine adamlarına ne diyelim? Daha
ibadetin hangi anlama gelmeden üç beş ritüele ümmeti mahkum
ederek, Kur’an’da var olan yüzlerce emir ve yasağın farkında bile
olmamışlar.
Mesela; Kur’an’da var olan yüzlerce ibadetten birkaçı şöyledir.
“Şirk koşmamak…” (Bakara- 96, 105, 135, 221; Âli İmran- 64,
67, 95, 151, 186; Nisa-12, 36, 48, 116- Mâide-72, 82, En’am-14, 19, 22,
23, 41,64, 78, 79, 80, 81, 88, 94, 100, 106, 107, 121, 136, 137, 139, 148,
151, 161; Araf- 33, 173, 190, 191, 195; Tevbe-1, 3, 4, 5,6, 7,17, 28, 31,
33, 36, 113; Yunus- 18, 28, 34, 35, 66, 71, 105; Hud-54; Yusuf- 38, 106,
108; Râ’d- 16, 33, 36, İbrahim-22; Hicr- 53, 94, Nahl- 1, 3, 27, 35, 54,
86, 120, 123; Kehf- 26, 38, 42, 52, 110; Hac- 17, 26, 31; Müminun- 59,
92; Nur- 3, 35, Neml- 59, 63; Kasas-62, 64, 68, 74, 87; Ankebut- 8, 65;
Rum-13, 28, 31, 33, 35, 40, 42; Lokman- 13,15; Ahzab- 73; Sebe-22, 27;
Fatır- 14, 40; Zümer- 29, 65, 67; Mümin- 12, 42, 73, 84; Fussilet- 6,47;
Şura- 13, 21; Ahkaf- 4,6; Tur- 43; Haşr- 23; Mümtehine- 12; Saf- 9;
Kalem- 41; Cin- 2, 20; Beyyine- 1,6)
“Sadece Allah’tan indirilene iman etmek…” (Bakara- 43, 135)
“Salatı ikâme etmek…” (Bakara-43) “Hakka batılı giydirmemek…”
(Bakara-42)
“Allah’tan başkasına kulluk yapmamak, anne babaya, akrabaya,
yetimlere ve miskinlere güzellik yapmak, insanlarla konuşurken
güzel konuşmak…” (Bakara- 83)
“Sadece Allah’tan gelen ilme tabi olmak…” (Bakara- 120)
“İbrahim’in Nübüvvet makamından destek almak…” (Bakara-
125)
“Çocuklara tevhidi miras olarak bırakmak…” (Bakara-133)
“Allah’ın huzuruna sadece ona teslim olarak çıkmak yani Müslüman
olarak vefat etmek. (Bakara-132; Âli İmran-102)
İBADET NEDİR? • 13
“Allah’ın tevhid ve İslam boyasıyla boyanmak…” (Bakara- 138)
“Resuller arasında ayrım yapmamak…” (Bakara- 136, 285)
“Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara ve Nebilere iman
etmek, akrabaya, yetimlere, miskinlere, yol evlatlarına, isteyenlere ve
özgürlükleri için mücadele edenlere sevdiği maldan vermek, ahidlere
vefa göstermek, zor durumlarda sabretmek…” (Bakara- 177)
“Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, miskinlere ve yol evlatlarına
infakta bulunmak…” (Bakara- 215)
“Allah için karz-ı hasen’de yani güzel bir borç vermek…”
(Bakara-245)
“Gece gündüz, gizli açık infak etmek…” (Bakara- 274)
“Riba’dan (tefecilerden) kaçınmak…” (Bakara- 275)
“Sadece indirilen vahye yani yalnız Resule tabi olmak…” (Âli
İmran-53) “İbrahim (a.s) ve Muhammed (a.s) ın Yahudi, Hristiyan,
Şii ve Sünni olmadıklarına iman etmek yani onların hanif Müslüman
olduklarını bilmek…” (Âli İmran- 67)
“Nebileri rab edinmemek…” (Âli İmran- 80; Tevbe-31)
“Allah’ın indirdiği İslam dininden başkasını aramamak…” (Âli
İmran- 85)
“Sevilen mallardan infak yapmak…” (Âli İmran- 92)
“Marufu emredip münkerden nehyetmek yani hayırlarda yarışmak…”
(Âli İmran- 114)
“Bollukta ve darlıkta infak etmek, öfkeyi yutmak yani insanları
affetmek…” (Âli İmran- 134)
“Kafirlere itaat etmemek…” (Âli İmran-149; Ahzab-1)
“İnsanların korkutmalarına karşı,” Allah bize yeter o ne güzel
vekildir.” demek” (Âli İmran- 173)
“Allah’ın faziletinden verdiklerinde cimri olmamak…” (Âli
İmran-180)
14 • İBADET NEDİR?
“Müşriklerin sözlerine karşı sabırlı olmak…” (Âli İmran-186)
“Allah’ın âyetlerini açıklamak yani insanlara duyurmak, onları
gizlememek, Allah’ın âyetlerini maddi çıkar için satmamak…” (Âli
İmran-187)
“İnsanların övgüsünden kaçınmak…” (Âli İmran- 188)
“Göklerin ve yerin yaratılması üzerinde tefekkür edip, sürekli
olarak Allah’a dua etmek…” (Âli İmran- 190, 191, 192, 193, 194)
Kafirlerin ellerinde bulunan maddi imkanlara göz dikmemek…”
(Âli İmran- 196)
“Bilinç sahibi olmak…” (Âli İmran-198)
“İnsanların mallarından uzak durmak…” (Nisa-39)
“Büyük günahlardan uzak durmak…” (Nisa-31)
“Şirk koşmamak yani sadece Allah’a ibadet etmek, ana babaya,
akrabaya, yetimlere ve miskinlere, yakın komşuya, uzak komşuya,
yakın dosta, yol evlatlarına, himaye altında olanlara güzellik yapmak…”
(Nisa-36)
“İnsanları cimriliğe teşvik etmemek yeni Allah’ın verdiklerini
gizlememek…” (Nisa-37)
“İnfakı gösteriş amaçlı yapmamak…” (Nisa-68)
“Allah’ın verdiği rızıktan infak etmek…” (Nisa-39)
“Resul olan Kur’an’a isyan etmemek…” (Nisa-38)
“Şirk koşmamak…” (Nisa- 48,116)
“Emaneti ehline vermek…” (Nisa- 58) “İnsanları Allah’ın yolundan
yani Kur’an’dan engelleyen din adamlarına iman etmemek…”
(Nisa-60)
“Yani hüküm olarak Allah’ın kitabından başka kitaba iman
etmemek…” (Nisa- 61) “Dinde hakem olarak sadece Resul olan
Kur’an’a gitmek…” (Nisa- 65)
İBADET NEDİR? • 15
“Mazlumlar için Allah yolunda savaşmak…” (Nisa- 75)
“Âhiretin yanında dünya menfaatinin azlığına kanmamak…”
(Nisa-77)
“Dinde sadece Resule itaat etmek…” (Nisa-80)
“Güzel bir temenni ile karşılaşınca daha güzeliyle mukabele
etmek…” (Nisa-86)
“Kıyamet günü Allah’ın manevi huzurunda toplanılacağına
iman etmek…”(Nisa-86)”
Allah’ın sözünden daha doğru bir söz olmadığına iman
etmek…” (Nisa-87, 122)
“Hata olması dışında insanın canına kıymamak…” (Nisa-92)
“Empati yapmak…” (Nisa-94)
“Özgürlük bulunmayan yerden hicret etmek…” (Nisa- 97)
“Allah’a istiğfar etmek…” (Nisa- 106-110)
“Sadaka vermeye teşvik etmek, maruf’u emretmek, insanların
arasını ıslah etmek…” (Nisa-114)
“Salih amellerde bulunmak…” (Nisa-122)
“Kendimiz Ana-baba ve akrabamız aleyhinde de olsa adaletten
ayrılmamak…” (Nisa- 135; Maide 8)
“Kâfirleri veli edinmemek…” (Nisa-139, 144)
“Tevbe etmek yani kendimizi ıslah etmek sadece Allah’a (kitabına)
sarılmak yani dini Allah özel kılmak…” (Nisa-146)
“Zulme ve haksızlığa uğrama dışında kötü söz söylememek…”
(Nisa- 148)
“Allah ile Resullerini birbirinden ayırmamak yani Resuller
hakkında bilgi için sadece Kur’an’a müracaat etmek…” (Nisa-150,
151, 152)
16 • İBADET NEDİR?
“Dinde sapıtmamanın tek yolunun Kur’an olduğuna iman
etmek…” (Nisa- 176)
“Erdemlilik ve takvada yardımlaşmak, günah ve düşmanlıkta
yardımlaşmamak…” (Mâide- 2)
“Daha Resul (a.s) hayatta iken, dinin Allah tarafından tamamlandığına
iman etmek…” (Mâide-3)
“Salatı ikame etmek, zekata gelmek (arınmak) Resullere iman
etmek, Allah için güzel bir borç vermek…” (Mâide-12)
“İnsanları karanlıklardan aydınlığa Kuran’dan başka hiçbir
şeyin çıkarmayacağına iman etmek…” (Mâide- 15, 16)
“Kötülüklere karşı iyilikle mukabele etmek…” (Mâide- 28)
“Allah’a ulaştırıcı amelleri aramak…” (Maide-35)
“Yahudi ve Hristiyan devlet ve din adamlarını veli edinmemek…”
(Mâide- 51)
“Dini oyun ve eğlence edinenleri veli edinmemek…” (Maide-57)
“İnsanları haram yemekten ve kötü söz söylemekten engellemek…”
(Maide-63)
“İndirilen vahyi tebliğ etmek…” (Mâide- 67)
“Kötülüklerden vazgeçirmeye çalışmak…” (Mâide- 79)
“Allah’ın helal kıldığı ziyneti ve temiz yiyecekleri haram kılmamak…”
(Mâide- 87; Âraf-32)
“Dinde sadece Allah’a yani Resule itaat etmek…” (Mâide- 92)
“Ataların dininden uzaklaşmak yani sadece Allah’ın indirdiğine
iman etmek…” (Mâide- 104)
“Allah hakkında gerçeklerden yani haktan başka bir şey konuşmamak…”
(Âraf-105; Mâide- 116 117)
“Dinde Allah’tan başka veli edinmemek…” (En’am- 14)
İBADET NEDİR? • 17
“Müşriklerin yalanlamalarına karşı sabırlı olmak…” (En’am- 34)
“Son vahiy’le birlikte mucizelere iman etmemek…” (En’am- 35)
“Âhirette şefaate iman etmemek…” (En’am- 51)
“Zenginlerle fakirler arasında eşit muamele etmek…” (En’am-
52, 53, 54)
“En büyük ibadet şirk koşmamaktır…” (En’am- 56; Kehf- 110;
Fussilet-6; Lokman-13)
“Din olarak Allah’ın yanında, ötesinde, astında başka bir güç ve
otorite kabul etmemek…” (En’am- 79)
Dinden konuşurken İbrahim (a.s) gibi delilli konuşmak…”
(En’am-83)
“İmana zulüm (hadis- ictihad- mezhep) karıştırmamak…”
(En’am-82)
“Sadece Nebi ve Resullerin vahiy ve tevhid yoluna iktida
etmek…” (En’am- 90)
“Allah’ı hakkıyla takdir etmek yani din ve hüküm olarak sadece
vahiy ile yetinmek…” (En’am- 91)
“Sadece Kur’an’a iman etme yani salatı muhafaza etme…”
(En’am- 92)
“Sadece vahye tabi olmak…”En’am-106; Yunus-15, 109; Ahkaf-
9; Ahzab-1,2) “Din ve hüküm olarak Kur’an’dan başka bir kitab’ı
hakem etmemek…” (En’am- 114)
“Dini fırka ve mezheplere bölmeme” (En’am-159; Rum-31-32)
“Sadece Rabbimizden indirilene tâbi olma…” (Âraf- 3; En’am-
153, 155)
“Allah’ın yanında ötesinde şeytanın süret almış yani şeytanın
ete kemiğe bürünmüş hali olan din adamlarını evliya edinmemek…”
(Âraf-30)
18 • İBADET NEDİR?
“Sadece Allah Resullerinin hakkı getirdiklerine iman etmek…”
(Âraf-43)
“Kur’an’ın bir ilim ve sistem üzerine detaylandırılmış olarak
indiğine iman etmek…” (Âraf- 52)
“Yerde fesad çıkarmamak…” (Âraf-56,85)
“Kur’an okunduğu zaman onu dinlemek…” (Âraf-204)
“İnsanın kendi nefsinde sabah akşam Rabbini anması…” (Âraf-
206)
“Sadece Allah ve Resulüne itaat etme…”
(Enfal-1; Âli İmran- 32,50,132; Nisa-59; Maide- 92; Enfal-20,46;
Tâhâ- 90; Nur-54,56; Şuara-108, 110, 126, 131, 144,150,160, 179; Zuhruf-
63; Muhammed-33; Mücadele-13; Teğâbun-12, 16; Nuh-3)
“Güzel ahlak sahibi olmak…” (Bakara-58, 195; Âli İmran-134,
148; Maide-13, 85, 93; En’am- 84; Araf- 56; 161; Tevbe- 120; Hud-115;
Yusuf- 22, 36, 56, 78, 90; Hac- 37; Kasas- 14; Ankebut-69; Lokman-3;
Saffat- 80, 105, 110,121,131; Zümer- 34, 58; Ahkâf-12; Zariyat- 16;
Mürselât- 44; Neml-11; Ahzab- 29; Şura-13)
“Ana babaya, akrabaya güzellik yapmak…” (Bakara-83; Nisa- 36;
Enam-151; Nahl-90; İsra-23; Ahkâf-15; Ankebut- 8)
Allah’a güzel bir borç vermek…” (Bakara- 245; Maide- 12;
Hadid- 11, 18; Teğabun-17; Müzzemmil-20)
“İnfak etmek…” (Bakara- 3, 195, 215, 219, 254, 261, 262, 265,
267, 270, 272, 273, 274; Âli İmran- 17, 92, 117, 134; Nisa- 34, 38, 39;
Enfal- 36, 60; Tevbe- 91, 92, 99, 121; Râ’d- 22; İbrahim- 31; Nahl-75;
Kehf- 42; Hac- 35; Furkan 67; Kasas- 54; Secde 16; Sebe- 39; Fatır-29;
Yasin- 47; Şura-38; Muhammed- 38; Hadid-7, 10; Mümtehine- 10, 11;
Munafikun- 7, 10; Teğâbun-16; Talak- 6, 7)
“Salih amellerde bulunmak…” (Bakara- 25, 82, 277; Âli İmran-
57; Nisa-57, 122, 124, 173; Mahide- 9,93; Âraf-42; Yunus- 4, 9; Hud-
11, 23; Râ’d- 29; İbrahim-23; İsra- 9; Kehf- 2, 30, 107; Meryem- 96;
İBADET NEDİR? • 19
Tâhâ- 75, 112; Enbiya-94; Hac- 14, 23, 50,56; Nur- 55; Şuara-227;
Ankebut-7,9, 58; Rum- 15, 45; Lokman- 8; Secde- 19; Sebe- 4; Fatır-7;
Sâd- 24, 28, Mümin- 58; Fussilet- 8; Şura- 22, 23, 26; Câsiye- 21, 30;
Muhammed-2,12; Fetih- 29; Talâk-11; İnşikak-25; Buruc-11; Tin-6;
Beyyine-7; Asr-3)
“Salihât (onarıcı olmak)” (Nisa- 34; Kehf- 46; Meryem- 76)
“Allah’a yalan yere iftira etmemek…” (En’am- 21,93, 144, 157;
Âraf- 37; Yunus- 17; Hud- 18; Kehf- 15, 57; Ankebut- 68; Zümer-32;
Saf- 7)
“Vahiy ile istikamet sahibi olmak yani zalimlere meyletmemek…”
Hud- 112, 113; Şura-15)
“Sabretmek (dayanıklı olmak)” (Âraf- 128; Enfal- 46; Yunus- 109;
Hud-49,115; Nahl- 127; Kehf-28; Lokman-17; Tur-48; Müzzemmil-10;
Ali İmran-200; Araf-87; Taha-130; Rum-60; Sâd- 17; Mümin- 55,77;
Ahkâf- 35; Kâf- 39; Kalem-48; Meâric- 5; Müddessir- 7; İnsan- 24)
Allah’ın dununda (yanında- birisinde- altında) ibadet edilecek
ve davası güdülecek bir şeyin olmadığına iman etmek…” (En’am- 40,
41 63 Âraf-37, 193, 194, 197,198; İsra- 67, 110; Meryem- 48; Hac- 73;
Şuara- 72; Fatır- 13, 14, 40; Saffat- 125; Zümer- 38; Mümin- 40, 42, 43,
66; Şura- 13; Ahkâf- 4; Cin-18; Bakara- 23, 83, 107, 165,166, 167; Âli
İmran- 64, 79; Nisa- 117,119; Maide- 76, 116; En’am- 51, 56, 70; Âraf-
3, 30, 37, 194,197; Tevbe- 31; Yunus- 18,66, 104,106, Hud- 20, 101, 109,
113; Yusuf- 40; Rad- 14,16; İbrahim- 10;Nahl- 20, 35,73, 86; İsra- 56;
Kehf- 14, 15, 16, 26, 27, 102; Meryem- 48, 49, 81; Enbiya- 24,25, 29, 43,
66, 67, 98; Hac- 12, 62, 71, 73; Furkan- 3, 17, 55; Şuara- 70, 75, 92, 93;
Neml- 24, 43; Ankebut- 17, 25, 41; Lokman- 30; Sebe- 22; Fâtır- 13,
40; Yasin- 23,61, 74; Saffat- 22, 23, 85, 86, 95; Zümer-3,15, 38, 43, 45;
Mümin-20, 66, 74; Şura- 6, 9 46; Zuhruf- 26, 36, 37, 45; Ahkâf- 4, 32;
Kafirun suresi
“Allah ile beraber başka evliya ve ilâhlar edinmemek…” (En’am-
19; Hicr- 96; İsra- 22, 39; Müminun-117; Furkan- 68; Şuara- 213;
Neml- 60, 61, 62, 63, 64; Kasas- 88; Kaf-26; Zâriyât- 51; Cin-18)
20 • İBADET NEDİR?
“O’ndan başka ilah yok…” (Âraf- 59, 65, 73, 85; Hud-50, 61,84;
Müminun-23, 32)
“Münafıkların mallarına imrenmemek…” (Tevbe-55, 85)
“Müminlere zarar veren, hakkı inkar eden, müminlerin arasına
ayrılık sokan ve Allah Resulüne (Kur’an’a) karşı savaşanların mescitlerinde
durmamak…” (Tevbe-107, 108)
“Marufu emredip, kötülüklerden engellemek…” (Tevbe-112)
“Aza çoğa bakmadan infak etmek…” (Tevbe-121)
“Allah bana yeter, O’dan başka ilah yoktur, ben sadece ona
tevekkül ederim. O yüce arşın sahibidir.” demek. (Tevbe 129)
“Dünya hayatında Allah ve meleklerinden başka bir şefaatçinin
olmadığına iman etmek…” (Yunus-3, 18; Necm-26)”
Âhirette ise hiç bir şefaate iman etmemek… “ (Bakara- 48, 123
254)
“Din olarak vahiy’den başka bütün yolların sapkınlık olduklarına
iman etmek..” (Yunus-32, 33, 34, 35)
“Kur’an ahlak ve ilminin, hidayet ve rahmetinin dünya malından
daha hayırlı olduğuna iman etmek…” (Yunus-57,58)
“Hidayet ve sapkınlığın ancak hak olan Kur’an’la belli olacağına
iman etmek…” (Yunus-108)
“Haram olan cana kıymamak…” (İsra- 33)
“Yetimin malına kötü niyetle yaklaşmamak…” “Ahde vefa göstermek…”
(İsra- 34)
“Ölçü ve tartıda dürüst olmak…” (İsra- 35)
“Hakkında bilgi bulunmayan şeyin peşine düşmemek…” (İsra- 36)
“Kibir ve gururdan kaçınmak…” (İsra- 37)
“Devlet malına el uzatmamak, yolsuzluk yapmamak…” (Âli
İmran- 161)
İBADET NEDİR? • 21
“Allah ve Resulüne ihanet etmemek…” (Enfal-27)
“Din namına insanlara vahiy’dan başka bir şey anlatmamak…”
(İsra- 73, 74, 75; Yunus- 15)
Nebi ve Resullerin insanları sadece Allah tarafından indirilen
vahiy’le uyardıklarına iman etmek… “ Enbiya -45; Kaf-45)
“Din olarak Kur’an’ın yeterli olduğuna iman etmek…” (Maide-
3; Ankebut 50-51; Mâide- 101)
“İnsanların sadece vahiy’den sorumlu olduklarına iman
etmek…” (Zuhruf- 44)
“Zina’ya yaklaşmamak…” (İsra- 32; Furkan- 68)
“Dini Allah’a özel kılmak…” (Zümer-2, 3, 11, 12, 13, 14; Mümin-
14; Beyyine-5; Nisa-145,146)
Sonuç olarak:
İbadet: İnanç, fikir ve zihinle ilgili bir olaydır. İnsanların yüce
Allah’a bağlantıları iman, takva, sevgi, ihsan, ibadet, zihin ve eğitimle
ilgilidir. Hiç kimse namaz kılmakla Rabbi ile bağlantı kuramaz
ve kuramamıştır. Yüce Allah ile namaz kılanların arasında uzun
bir mesafe vardır. Namaz hiç bir zaman insanları Kur’an’a yakınlaştırmamış
tam aksine namaza en çok kulluk edenler tarikatçı ve
cemaatçi hurafeciler olmuştur.
İbadet hiç bir zaman Allah ile bağlantıyı koparmamak, sürekli
olarak yüce Allah’ın gözetimi altında olduğumuzun şuurunda
olmaktır. Küfürde böyledir. Küfür ve şirk ehli sürekli olarak dinlerini
anlatır onun faziletini ve üstünlüğünü savunurlar. Nurcular
Said Nursi’yi, tarikatçılar şeyhlerini, cemaatçiler efendilerini, siyasal
dinciler liderlerini, Şia ve Ehli Sünnet hadis ve muhaddislerini anlatırlar.
İşte bu yaşam tarzının ve inanç sisteminin Kur’an’daki adı
ibadet oluyor.
İbadet sürekli olan, hiç kesilmeyen, insandan ayrılmayan, gece
gündüz onunla olan bir inançtır. Yani namaz ibadet değildir. Onun
için yaratılışın tek amacı ibadettir (Zâriyat-56)
22 • İBADET NEDİR?
İşte bundan dolayı vahyin ve Resullerin yegane gönderiliş
amaçları da ibadettir. (Hud-1,2, 26; Yusuf-40; İsra-23; Yasin-60; Fussilet-
14; Ahkâf-21) Din ve hüküm olarak Kur’an’dan başka kaynak
kabul etmeyen ve Allah yolunda infak edenlerin uykuları bile ibadet
sayılır. Her an yüce Allah’ın gözetimi altında olduğunu bilmeyen,
günde beş defa Allah’ın huzuruna çıktığına iman edenin ibadeti
yoktur. Kısacası ibadet, kendine dert ettiğin şeydir. Kur’an’ı, İslamı,
imanı ve ihlası dert ediniyorsan meşru daire içinde ne yaparsan yap
senin ibadet hedefin Allah’tır.
Şiilik ve Sünniliği, cemaat ve tarikatı dert ediniyor ve onların
davalarını güdüyorsan ibadet hedefin mezheplerdir. Eğer tek amacın
mal- mülk yığma, zevk ve sefa, oyun ve eğlence ise, senin ibadet
hedefin dünya hayatından başka bir şey değildir. Ömründe bir sefer
hacca, bir kaç sefer umreye gitmen, yılda bir ay aç kalman, haftada
bir kez cumaya katılman, günde beş kere camiye girmen hiçbir şeyi
değiştirmeyecektir. Kur’an’ın gerçeklerini keşfetmenin en önemli
şartı eski inanç ve fikirleri bırakmaktır. Farkındalığa giden yol korkularımızdan,
şüphelerimizden, ön yargılarımızdan, zihnimizi işgal
eden batıl hükümlerimizden teker teker kurtulmaktan, atalarımızdan
miras kalan kavramları bir kenara bırakmaktan geçer.
Namaz Kılmayan Kafir Olur Mu?
1-) Enes bin Malik (r.a) şöyle dedi: Rasulullah (s.a.v) şöyle
buyurdu:
مِّدًًا، فََقََدْْ كََفَرَََ جِِهََارًًا 􀋷 مََنْْ تَرَََكََ الصََّلاََةَ مُُتَعَََ ِ “Kim, namazı kasten terk
ederse andolsun ki, açıkça küfre girmiştir!” (Heysemi Mecmau’z-Zevaid
1/295, Taberanî Mucemu’l-Evsad, Tergîb ve Terhîb 1/524)
2-) Cabir (r.a) şöyle dedi: Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
رْْكِِ، وََالْكُْفُْرِِْ تَرَْْكُُ الصَّلَاَةَِِ 􀋷 إِنََِّ بَيَْنََْ الرََّجُُلِِ، وََبَيَْنََْ الشِِّ “Şüphesiz ki, kişi ile
şirk ve küfür arasında, namazı terk etmek vardır!” (Müslim-82/134;
Ebu Davud- 4678, Tirmizi 2752, İbni Mace- 1078)
3-) Abdullah ibni Mes’ud (r.a) şöyle dedi:
İBADET NEDİR? • 23
مََنْْ تَرَََكََ الصََّلاََةَ فََلاََ دِِ نَيَ لََهُُ “Kim namazı terk ederse, onun dini
yoktur!” (Mervezi Ta’zimu Kadri’s-Salah- 936, 937, Tergîb ve Terhîb-
1/530)
4-) Abdullah bin Bureyde (r.a) şöyle dedi: Rasulullah (s.a.v) şöyle
buyurdu:
اََلْْعََهْْدُُ الََّذِِي بََيْْنََنََا، وََبََيْْنََهُُمُُ الصََّلاََةُُ، مَفَنْْ تََرََكََهََا، فََقََدْْ كََفََرََ
“Bizimle onlar arasındaki ahit, namazdır. Kim, namazı terk
ederse, muhakkak ki, küfre girmiş olur!” (Ahmed bin Hanbel-Müsned,
5/346; Tirmizi 2756: Nesei 462; İbni Mace- 1079; Hakim- 1079)
5-) Nebi (s.a.v) şöyle buyurdu:
أََنََّ تََارِِكََ الصََّلاََةِِ كََافِِرٌٌ ““Namazı terk eden, kafirdir!” (İmam Mun�
ziri Tergîb ve Terhîb 1/530)
6-) Ömer bin el-Hattab (r.a) şöyle dedi:
لْاِِسْْلاَمَِِ لِِمََنْْ تَرَََكََ الصََّلاََةََ � لاََحََظََّ فِِي ا “Namazı terk eden kişinin,
İslam’dan hiçbir nasibi yoktur!” (Malik Muvatta 1/51; İbni Ebi Şeybe
İman- 103; Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil-
209)
7-) Abdullah bin Şakik el-Ukayli (rahmetullâhi aleyh) şöyle
dedi:
لْأَعَْْمََالِِ � كََانََ أَصَْْحََابُُ مُُحََمََّدٍٍ صََلََّى اللهُ عََلََيْْهِِ وََسََلَّمَََ، لاََ يَرَََوْْنََ شََيْْئًاً مِِنََ ا
تَرَْْكُهُُ كُفُْرٌٌْ؛ غَيَْرََْ الصََّلاَةَِِ “Muhammed (s.a.v)’in ashabı, namazın dışında
amellerden hiçbir şeyin terkini küfür olarak görmüyorlardı!” (Tirmizi-
2757; İmam Munziri et-Terğîb ve’t-Terhîb- 1/522)
Farz edelim ki bir insan, malını, mülkünü, varını yoğunu hatta
tüm hayatını yüce Allah’ın yolunda harcadı.Yani açları doyurdu,
evsizleri barındırdı, yetimleri korudu ve büyüttü. Dolayısıyla bu
dünya hayatında hayırlı işler ve salih ameller haricinde hiçbir şey
yapmadı. Bütün bu hayırlı hizmetleri ve salih amelleri yapan insan
namaz kılan birisi değildir. Şii ve Sünni din adamlarının rivayetlerine
göre bu kişi yaptığı bütün bu iyiliklere rağmen, amelleri boşa
24 • İBADET NEDİR?
giden ve sonsuza kadar cehennemde kalacak olan bir kafirdir.
Bu akıllı bir yol ve mantıklı bir inanç değildir.
Namaz Kılmayan Gerçekten Kafir midir?
Geleneksel din anlayışına göre namaz, dua ve ibadet amacıyla
yapılan bir dizi ritüel ve sözlerden meydana gelmektedir. Yine geleneksel
anlayışa göre namaz dinin direğidir. Allah katında en çok
sevilen dolayısıyla en faziletli ameldir. Aynı zamanda her Müslümana
farz olan bir ibadettir. Yine geleneksel anlayışa göre insanın
ahirette ilk hesaba çekileceği amel namaz olacaktır. Yani bu geleneksel
din adamlarına göre namaz kılmayan kafir olarak sabahlamıştır.
Bu anlayışa itiraz Ediyoruz.
Namaz Nereden Geldi?
Hepimiz biliyoruz ki Kur’an’da hiçbir âyette namaz kılma şekli
anılmamıştır. Kur’an’da namaz rekatlarından asla söz edilmez.
Namazda okunan Kur’an ve dualarla ilgili hiçbir âyette açıklama yer
almamaktadır. Yine Kur’an’da hiçbir âyette namaz vakitleri bulunmamaktadır.
Peki o halde namaz nereden geldi? Din adamlarının
ileri sürdükleri en önemli argüman şudur. Namaz bize atalarımızdan
aktarılarak, yaşanarak ve yapılarak kuvvetli bir gelenek olarak
geldi. Dolayısıyla yüzyıllar boyunca nesilden nesile aktarılarak en
ufak bir değişikliğe uğramadan bugünkü haliyle bize ulaşmıştır.
Bütün Şii ve Sünni din adamlarının zihninde var olan iman ve
anlayış budur. Bu argümanın iki ana sorunu vardır. Birincisi, bu
“gelenek” yani “biz sadece atalarımızın izinden gideriz.” inanç ve
argümanı müşriklerin inanç ve argümanıdır. Bu inanç ve argüman
birçok âyette reddedilmektedir.
وََاِِذََا قٖٖلَيَ لََهُُمُُ اتََّبِِعُُوا مََا اََنْْزََلََ اللّٰٰهُُ قََالُُوا بََلْْ نََتََّبِِعُُ مََا اََلْْفََيْْنََا عََلََيْْهِِ اٰٰبََاءََنََا اََوََلََوْْ
كََانََ اٰٰبََاؤُُهُُمْْ الَا يََعْْقِِلُُنَوَ شََيْْپًًا وََ الَا يََهْْتََدُُنَوَ
“Onlara,(müşriklere) “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde,
“Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!” derler.
Peki ama, ataları akıllarını kullanmayan yani doğru yolu bulamayan
kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)? (Bakara-170)
İBADET NEDİR? • 25
وََاِِذََا قٖٖلَيَ لََهُُمْْ تََعََالََوْْا اِِلٰٰى مََا اََنْْزََلََ اللّٰٰهُُ وََاِِلََى الرََّسُُولِِ قََالُُوا حََسْْبُُنََا مََا وََجََدْْنََا
عََلََيْْهِِ اٰٰبََاءََنََا اََوََلََوْْ كََانََ اٰٰبََاؤُُهُُمْْ الَا يََعْْلََمُُنَوَ شََيْْپًًا وََ الَا يََهْْتََدُُنَوَ
“Onlara,(müşriklere) “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) yani
Resul’e gelin” denildiğinde onlar, “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz
din bize yeter” derler. Peki ya babaları bir şey bilmiyor yani
doğru yolu bulamamış idiyse? (Maide- 104)
وََاِِذََا قٖٖلَيَ لََهُُمُُ اتََّبِِعُُوا مََا اََنْْزََلََ اللّٰٰهُُ قََالُُوا بََلْْ نََتََّبِِعُُ مََا وََجََدْْنََا عََلََيْْهِِ اٰٰبََاءََنََا اََوََلََوْْ
كََانََ الشََّيْْطََانُُ يََدْْعُُوهُُمْْ اِِلٰٰى عََذََابِِ السََّعٖٖرِيِ
“Kendilerine, “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiği zaman,
“Hayır, biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız” derler.
Şeytan, kendilerini cehennem azabına çağırıyor idiyse? (Lokman-21)
Yani bu argüman, Kur’an’da Resulleri reddeden kör sapkınlar tarafından
kullanıldı. Tevhid’in yerine din atalarının ayak izlerini takıp
etmeyi seçtiler. Dolayısıyla sadece babaların o yollarda yürüdüğünü
gördükleri için din atalarının yollarını takip ettiler.
Tek sebep budur. Başka hiçbir sebep yoktur. Şii ve Sünni din
adamları, namazı açıklamaya ve savunmaya çalışırken de aynı argümanı
kullanıyorlar.
وََكََذٰٰلِِكََ مََا اَرَْْسََلْْنَاَ مِِنْْ قَبَْْلِِكََ فٖٖى قَرَْْيَةٍٍَ مِِنْْ نَذَٖٖ رٍيٍ اِ اِلَّا قَاَلََ مُُتْرََْفُ هَُوَا اِنَِّاَ وََجََدْْنَاَ
اٰٰبََاءََنََا عََلٰٰى اُُمََّةٍٍ وََاِِنََّا عََلٰٰى اٰٰثََارِِهِِمْْ مُُقْْتََدُُنَوَ
(Ey Resul!) “İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir
uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, “Şüphe yok ki biz
babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden
gitmekteyiz” demiş olmasınlar.” (Zuhruf-23)
Evet hepimiz biliyoruz ki, sizin “namaz” diye çevirdiğiniz salât’ı
Kur’an emrediyor. Ama nasıl kılınacağını, kaç defa kılınacağını ve
vakitlerini açık olarak vermiyor. Bu çok önemlidir. Şu anda kıldığınız
namaz şeklinin yegane kaynağı atalarınızdan intikal eden
gelenektir. Yani din atalarınızın kitaplarıdır. Oysa din atalarınızın
yolunun takip edilmesini teşvik eden tek bir ayet yoktur. Biz doğru
yolda olduğumuza göre bu argümanı kullanma hakkımız var, ama
26 • İBADET NEDİR?
diğer dinlere mensup olanlar yanlış yolda oldukları için bu argümanı
kullanamaz mı diyorsunuz? Aslında bu bahaneyi kimsenin
kullanmasını canı gönülden arzu etmiyoruz. Ama her ihtimale karşı
buna cevap vereceğiz. Eğer bir argüman veya mazereti kullanırsanız,
rakiplerinize de aynı iddiayı veya mazereti kullanma hakkını vermiş
olursunuz. Ve bu argüman, çoğu dindarın yüzyıllar boyunca kullandığı
mazeretin aynısıdır. İşte size Kur’an’dan çok güzel bir örnek.
وََقََالََتِِ الْْيََهُُدُوُ لََيْْسََتِِ النََّصََارٰٰى عََلٰٰى شََیْْءٍٍ وََقََالََتِِ النََّصََارٰٰى لََيْْسََتِِ الْْيََهُُدُوُ
عَلَٰٰى شَیَْْءٍٍ وََهُمُْْ يَتَْلُْ نَُوَ الْكِِْتَاَبََ كَذَٰٰلِكََِ قَاَلََ الَّذَٖٖ نَيَ الَا يَعَْلَْمَُُ نَوَ مِِثْلََْ قَوَْْلِهِِِمْْ فَاَللّٰهُٰ يَحَْْكُمُُُ
بََيْْنََهُُمْْ يََوْْمََ الْْقِِيٰٰمََةِِ فٖٖمَيَا كََانُُوا فٖٖهِيِ يََخْْتََلِِفُُنَوَ
“Yahudiler, “Hıristiyanlar esaslı bir temel (din-yol) üzerinde
değiller” dediler. Hıristiyanlar da, “Yahudiler esaslı bir temel (dinyol)
üzerinde değiller” dediler. Oysa hepsi Kitab’ı tilavet ettikleri
halde bunu diyorlar. (Kitab’ı) bilmeyen (ümmi) ler de tıpkı bunların
söyledikleri gibi demişti. Artık onların aralarında uyuşamadıkları
davada, kıyamet gününde hükmü Allah verecektir.” (Bakara-113)
Yani “Bizim atalarımız hidayet üzerinde idiler, ancak diğerleri
sapkınlık üzerindedir” sözü, bütün dinlerde var olan bir argümandır.
“Bizim atalarımız hayır ve hidayet üzerindeydiler, diğerlerinin
yolları sapkındır” Sizi ve din atalarınızı herkesten ve onların babalarından
daha hayırlı, haklı ve hidayet üzerinde kılan şey nedir?
Basitçe ifade edersek: Sapkın dediğiniz insanlardan hiçbir farkınız
yoktur. Çünkü onların kullandığı argümanların aynısını kullanıyorsunuz.
İkincisi: Bu gelenek argümanı sadece Şii ve Sünni din adamlarına
özel değildir. Kör taklidi ve körü körüne itaati teşvik eden her
dinde ve mezhepte mevcuttur. Hristiyan ayinleri ve duaları nereden
geldi? Yahudilerin ritüel ve ibadetleri nereden geldi? Hepsi tevatürle
yani din atalarından gelenek yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılmıştır.
Bütün bu din mensupları atalarından intikal eden geleneğin izinden
giderler.
وََكََذٰٰلِِكََ مََا اَرَْْسََلْْنَاَ مِِنْْ قَبَْْلِِكََ فٖٖى قَرَْْيَةٍٍَ مِِنْْ نَذَٖٖ رٍيٍ اِ اِلَّا قَاَلََ مُُتْرََْفُ هَُوَا اِنَِّاَ وََجََدْْنَاَ
İBADET NEDİR? • 27
اٰٰبََاءََنََا عََلٰٰى اُُمََّةٍٍ وََاِِنََّا عََلٰٰى اٰٰثََارِِهِِمْْ مُُقْْتََدُُنَوَ
“İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik
ki, oranın şımarık zenginleri, “Şüphe yok ki biz babalarımızı
bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz”
demiş olmasınlar.” (Zuhruf-23) Yani Şii ve Sünni din adamlarının
kendi ibadet ve dinlerini savunurken kullandıkları argümanın
aynısını kullanırlar. Peki sizin tevatürünüzü daha doğru yapan şey
nedir? Yani babalarınızı ve din atalarınızı onların din atalarından
daha doğru, daha inandırıcı ve daha “kutsal” yapan şey nedir? Siz,
Hristiyan arkadaşınızı, sizin namazınızı kılmaya ikna etmek için
gelenek argümanını kullandığınızda, o da kendi ibadetlerini savunmak
için aynı argümanı kullandığında, sizin geleneğinizin onunkini
gölgede bıraktığını ve daha doğru olduğunu nereden biliyorsunuz?
“Hepimiz Hristiyanlığın muharref ve batıl, bizim dinimizin
doğru olduğunu biliyoruz” diyenler için, ama arkadaşınız sizin ve
inançlarınızın hakkında aynı inanca sahiptir. Yani Hristiyan din
adamları kendilerinin doğru olduklarına ve geleneklerinin doğru
olduklarına inanıyor ve sizin dininiz ve atalarınızın dininin yanlış
olduğuna inanıyor. Yani sizin onun dini hakkında inandığınız
şeylere, o da sizin dininiz hakkında aynı şeylere iman ediyor. Peki
İkiniz de aynı argümanları kullanıyorsanız, arkadaşınızı nasıl ikna
edeceksiniz? Dolayısıyla makul ve mantıklı argümanlar kullanmadığınız
sürece,(her iki tarafın da kullanabileceği kör argümanlar
dışında) arkadaşınızı hiçbir şekilde ikna etmeniz mümkün değildir.
Her iki tarafta aynı argümanı kullandığında, tartışmaya hiçbir şeyi
eklemez ve sorun tamamen çıkmaza girer.
Demek istediğim şu ki: Namaz ve kılınışına dair tek deliliniz
atalarınızın izinden giden gelenektir.
اِِنََّا وََجََدْْنََا اٰٰبََاءََنََا عََلٰٰى اُُمََّةٍٍ وََاِِنََّا عََلٰٰى اٰٰثََارِِهِِمْْ مُُقْْتََدُُنَوَ …“
“…Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de
elbette onların izlerinden gitmekteyiz.”
Halbuki bu gelenek ve tevatür argümanı, düşünmeyen, aklını
28 • İBADET NEDİR?
başkalarına teslim eden birinin batıl bir davası ve kör taklitten başka
bir şey değildir. Dolayısıyla eğer bu argüman sizin yaptığınız gibi,
namaz kılmak için tek gerekçe ise, o zaman argümanınız yanlıştır
ve rasyonel düşünen hiçbir insanı ikna etmeyecektir. Şunu söyleyenler
vardır. Güya Nebi (a.s) şöyle buyurmuştur. “Benim namaz
kıldığımı gördüğünüz gibi, sizde namaz kılın.” Varsayalım ki Nebi
(a.s) a ilk muhatap olanlar onun nasıl namaz kıldığını görmüş ve
onun gibi namaz kılmışlardır. Sonra bu namazı nesilden nesile aktarıp
bugünkü şekliyle bize ulaştırmışlardır. Bu inanç diğer dinlere
mensup olanların sahip olduğu bir inançtır. Onlar da tıpkı din atanlarının
yüce Allah’a kulluk ettikleri gibi kulluk ettiklerine inanırlar.
Tekrar soruyorum. Sizin geleneğinizi onların geleneğinden daha
doğru ve daha geçerli kılan nedir? Onların tevatür ve geleneklerinden
şüphe ettiğinize göre bu genel olarak insanların dürüstlüğünden
ve güvenirliliğinden şüphe ettiğiniz anlamına gelir. Peki neden
kendi geleneğinizden değil de onların geleneklerinden şüphe ediyorsunuz?
Aynen bir beşerin onlara ibadetlerini nasıl yapılacağını
intikal ettirdiği gibi, Namazın nasıl kılınacağını size intikal ettiren
bir beşer değil midir?
İkincisi: Biz Nebi (a.s) ın nasıl namaz kıldığını görmedik.
Dolayısıyla atalarının namazı doğru bir şekilde aktardıklarını
iddia eden herkes, diğer dinlerin atalarının da kendi ibadetlerini
doğru aktardıklarını varsaymak zorundadır. Buna göre diğer
dinlerdeki geleneğin geçerliliğinden şüphe eden herkes, kendi
geleneğinin geçerliliğinden de şüphe etmelidir. Şunu söyleyenler
olacaktır. Kur’an’da tevatür yani gelenek yoluyla aktarılmıştır. Yani
eğer namazın kaynağından şüphe edersek, o zaman onlar da aynı
kaynaktan oldukları için Kur’an’ın kaynağından da şüphe etmemiz
gerekiyor. Birinci Soru: Size tevatürü yoluyla aktarıldığı için
mi Kur’an’a uyuyorsunuz? Yani din atalarınızdan geldiği için mi
Kur’an’a uyuyorsunuz? Yoksa Kur’an’ı hakkıyla okuyup, hidayet
olduğunu, adaletini, özgürlüğünü, yaratılış yasalarının değişmezliğini,
akıl ve mantığını tedebbür edip, hikmetini tezekkür ederek,
kavramlar kombinasyonunu araştırarak, insan haklarına verdiği
İBADET NEDİR? • 29
değeri kavrayarak, bağlam ve bütünlüğünü çözerek, ondan sonra
ona uymaya mı karar verdiniz? Şii ve Sünni din adamları çifte bir
standarta sahipler. Herkesten eleştirel ve rasyonel olmasını beklerken,
kendilerine körü körüne itaat edilmesini beklerler. Başkalarının
kendi geleneklerini, atalarının öğretilerini düşünmeden ve
sorgulamadan terk etmelerini istiyorlar. İkinci olarak, bu bahaneyi
kullanarak siz ne yapıyorsunuz?
Körü körüne atalarınızın öğretilerine boyun eğmemizi bekliyorsunuz.
Bu bahaneyi kullanarak sırf sizin iddianız nesilden nesile
aktarıldı diye akıl ve mantıktan ve her şeyden önemlisi Kur’an’dan
vazgeçmemizi mi bekliyorsunuz? İnancınıza ve argümanınıza göre
atalarınızdan aldığınız her şey otomatik olarak doğrudur, aksi halde
Kur’an bile yanlıştır, batıldır öyle mi? Bu çok saçma sapan bir inanç
ve argümandır. Biz bu inancı ve fikri sırf atalardan intikal ettiği
için onu miras olarak almayız. Mantıklı, akılcı ve ikna edici olduğu
için alırız. Devasa salat sistemini yok sayarak anlamsız bir ritüeli
almanızın tek gerekçesi gelenek ve tevatür ise, o zaman “sapkın sapkın”
dediğiniz gayri müslimlerden hatta müşriklerden ne farkınız
kalır? İkinci Argüman: Geleneksel namaz rastgeledir. Mezhep kaynaklarına
göre her müslüman günde beş vakit namazı kılmalıdır.
Tüm hareketleri, secdeleri, kıraatleriyle namaz kılınmalıdır. Birinci
husus, birinci argümanda belirttiğimiz gibi, namazın kılınışı rek’at
sayısı ve benzeri şeyleri destekleyen hiçbir delilin bulunmamasıdır.
Yani yatsı namazının dört rek’at, akşamın üç rek’at olduğunu veya
gelenek dışında beş vakit namaz kılındığına dair Kur’an’da hiçbir
delil yoktur. Geleneksel namazı sadece miras olarak nesilden nesile
atalarınızdan geldiği için kılan kişi taklitçidir, cahildir.
İkinci konu ise, bu sayıların anlamsız ve keyfi olmasıdır.
Rek’at sayısı hiçbir anlamı olmayan keyfi ve uydurma bir sayıdır.
Aynı şekilde günlük namazların sayısı da hiçbir anlamı olmayan
uydurma bir sayıdır. Mesela, bu sayılar farklı olsaydı veya namaz
şeklinin ifası farklı olsaydı, hiç fark etmez. Çünkü ne olursa olsun
Kur’an’dan uzaklaştırılan ümmi halk yine bunu bilinçsizce yapardı.
Yani yatsı namazı beş rek’at olsaydı, fark etmezdi. Çünkü bu sayıyı
30 • İBADET NEDİR?
körü körüne kabul eder ve savunurduk. Eğer akşam namazı üç
yerine yedi rek’at olsaydı, sırf atalardan böyle geldi diye, akşam
namazını üç rekat kılana kafir derdik. Eğer namaz, ayakta, rükusuz
ve sadece secdeden ibaret olsaydı ne olursa olsun körü körünü kabul
ederdik ve namaz esnasında ayağa kalkan veya eğilen herkesi tekfir
ederdik. Namaz, kelimenin tam anlamıyla herhangi bir biçimde
olabilirdi ve rastgele bir sayı döngüsünden oluşabilirdi. Ve biz bunu
sırf gelenek yoluyla atalarımızdan aktarıldığı için körü körünü kabul
ederdik. Eğer biri size şunu sorarsa, “Neden böyle namaz kılıyorsun?
“Neden günde beş defa, neden günde on yedi rek’at? Bu durumda
ona verebilecek tek cevap şudur. “Annem- babam ve din adamları
bana böyle yapmayı öğrettiler, ben de aynı şekilde yapıyorum. Bu
uydurma ritüel ve sayıları savunabilecek hiçbir makul ve mantıklı
bir argüman yoktur. Yani bu konunun kesinlikle insanları ikna
etmekle alakası yoktur. Dolayısıyla bu körü körüne bir inanç ve körü
körüne bir itaatle ilgilidir. Vakitleri ve rek’at sayısı sizin iddia ettiğiniz
kadar önemliyse, neden her şeyi açıklayan (Nahl-89) Kur’an’da
tek bir âyetle değinilmiyor. Yani ya Kur’an eksiktir ya da bu döngü
ve hareketlerin dinle hiçbir ilgisi yoktur. Yani insanlar tarafından
uydurulmuştur.
Üçüncü konu ise, bu uydurma ritüeller cennet ve cehennem
arasında bir fark oldukları meselesidir. Yani rivayetlere göre atalardan
intikal eden bir ritüeli yapmayanlar cehenneme gireceklerdir.
Korkutarak ve tehdit ederek yapılan ibadetler kabul olur mu? Bir
Yahudi’nin ibadeti, hareket ve ritüelleri bir Şii ve Sünninin namazından
farklı olduğu için kabul edilemez mi? Bir Hristiyanın ibadeti,
hareket ve ritüelleri bir Şii ve Sünni’nin namazından farklı
olduğu için batıl mı oluyor? Bütün Şii ve Sünni din adamlarının
aklına kazanan cevap şudur. Evet, benim inançlarımı paylaşmayan,
benim ibadetlerimi yerine getirmeyen herkes kafirdir ve sonsuza
kadar cehennemde kalacaktır. Bu zihniyet son derece cahil, bencil,
adaletsiz, mantıksız ve karanlık bir zihniyettir. Yani bir insanın iyiliği,
eylemlerine ve insani ilişkilerine değil, birkaç uydurma ritüeli
yapıp yapmamasına bağlıdır öyle mi? Şii ve Sünni din adamlarına
İBADET NEDİR? • 31
göre namazı bu şekilde ve bu kesin sayıda kılmayan kişi kafirdir.
Bu kişi son derece adalet sahibi, merhametli, iyilik sever ve güzel
ahlak sahibi olsa bile, bu ritüelleri yapmadığı için din adamlarının
ittifakıyla sapkındır. Hatta bu kişi sizden bin kat daha üstün ve
ahlaklı, topluma faydalı olsa bile, o hala kafirdir.
Çünkü büyük bir suç! işlemiştir. Sizin gibi namaz kılmıyor. Bu
inanca göre günde on yedi rek’at namaz kılan kişi, on yedi aç insanı
doyuran bir kişiden daha hayırlı ve daha üstündür. Bu durum, Şii
ve Sünni dünyasında her türlü iyilik ve güzelliği, hayrı ve fazileti
ihmal ederken, “iyiliklerini” ve Allah’a bağlılıklarını göstermek
için kaç vakit namaz kıldıkları ve kaç rek”at kıldıklarıyla övunmelerine
yol açtı. Yalnız bu değil, Şii ve Sünniler sadece belli bir şekilde
namaz kıldıkları için kendi kardeşlerine kıyasla ahlaki bir üstünlük
duygusu işine giriyorlar. Son vahyin tarihinde pek çok Şii ve Sünni
din adamı, bu ritüelleri yaptıkları için kendilerini yüceltiyor, takvalı
gösteriyor, bunları yapmayanları ise hakaret ediyor, aşağılayıp
küçük düşürüyor. Kur’an, namazın nasıl kılındığından, her namazın
kaç rekat olduğundan, günde kaç vakit kılındığından namazda ne
okunacağından söz etmemiştir. Bu uydurma ritüelleri din adamları
icat ettiler ve bu namazların nasıl kılınacağı ile ilgili yüzlerce, hatta
binlerce kitap yazdılar. Diğer din mensupları da aynı şekilde kendi
ritüellerini ve ibadetleri nasıl yapacakları konusunda devasa el kitapları
ve kaynaklar yazmışlardır. Üçüncü argüman:
Namazın amacı nedir?
Neden namaz kılıyorsunuz?
Neden günde beş vakit namaz kılıyorsunuz?
Beklenen cevap şudur. “Allah’ın emrinlerine uymak, O’na itaat
etmek yani O’na kulluk etmek ve O’na yakın olmak için namaz kılıyoruz.
Bu hedeflere ulaşmak için namaz sırasında tam olarak ne
yapıyorsunuz? Alışılmış tipik bir namaz esnasında bir Şii ve Sünni,
Allah’ı birçok ismi ile anar, onu yüceltir ve över, hamd ve dua eder,
bağışlanma diler. Namazın ilk yarısını ele alalım: Allah’ı övmek ve
32 • İBADET NEDİR?
yüceltmek. Namaz kıldığınızda, yüce Allah’a merhametli, affedici,
cömert gibi isimleriyle dua edersiniz. Peki bütün bu övücü sözlerin
amacı nedir? Yüce Allah, onu övmenize ve yüceltmenize ihtiyacı var
mı? Muhtemelen cevabınız hayırdır. Yüce Allah’ın kuru ve ilimden
yoksun sözlerle onu yüceltmenize ihtiyacı yoktur. Yani yüce Allah,
bilinçsizce ve anlamını bilmeden bir papağan gibi alıştırılmış sözlerle
onu yüceltmenizin bir yararı yoktur. En doğru ve en bilinçli
insan Allah’ı en çok öven midir? Bin kere” Allah Azizdir” diyen biri,
bunu bir kere söyleyenden bin kat daha mı üstündür? Peki bunu bir
kez söyleyen biri, hiç söylemeyen birinden daha mı üstündür?
Namazın amacı Allah’ı övmek ve yüceltmek midir? Yani Allah’ı
yüceltmek bir ibadet midir? Eğer namazın amacı buysa, o zaman
Allah’ı en çok yücelten ve öven kişi dünyanın en üstün ve en hayırlı
insanıdır. İşte bu şekilde namaza çok büyük önem verdikleri için
Allah’ı tesbih ve zikretmek, O’nu övmek ve yüceltmek Şii ve Sünni
din adamları yanında, salih amellerden daha öncelikli hale geldi.
Allah’ı zikreden, açları doyuran kimseden çok daha üstün hale
geldi. Şimdi namazın ikinci yarısına gelelim. Namazın ikinci yarısı
Allah’tan af dilemek, O’na yalvarmak ve merhamet dilemeyi içerir.
Allah’tan günahlarınızı bağışlamasını dualarınıza icabet etmesini
sizi kötülüklerden korumasını ve cennete girmenizi dilersiniz.
Peki Allah’a yalvarma gerçekten bir işe yarar mı? Namazın amacı
Allah’tan bizi bağışlamasını istemek ve dualarımıza cevap vermek
midir? Namazda Allah’a çok yalvaran kimse Allah’a çok yalvarmayan
insandan daha mı üstündür? Eğer bu doğruysa, o zaman Allah’a
yalvarmak ve ondan hedeflerimize cevap vermesini istemek, aslında
bu hedeflere kendi amel ve emeğimizle, fiil ve gayretimizle ulaşmaya
çalışmaktan çok daha önemlidir.
Halbuki buna aykırı onlarca âyet vardır.
ثُمََُّ قٖٖ لَيَ لِِلَّذَٖٖ نَيَ ظََلَمَُُوا ذُ قُُووُا عََذَاَبََ الْْخُُلْْدِِ هَلَْْ تُجُْْزََوْْنََ اِ اِلَّا بِمََِا كُنُْْتُمُْْ تَكَْْسِِبُ نَُوَ
“Sonra da zulmedenlere, “Ebedî azabı tadın! Siz ancak vaktiyle
kazanmakta olduğunuzun (amelinizin) cezasına çarptırılıyorsunuz”
denilecektir.” (Yunus-52)
İBADET NEDİR? • 33
ئَةَِِ فَكَُُبَّتَْْ وُُجُُوهُُهُُمْْ فِِى النََّارِِ هََلْْ تُجُْْزََوْْنََ اِِ الَّا مََا كُُنْْتُمُْْ 􀋷 وََمََنْْ جََاءََ بِِالسََّيِِّ
تََعْْمََلُُنَوَ
“Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara),
“Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir.) (Neml-90)
فََالْْيََوْْمََ الَا تُُظْْلََمُُ نََفْْسٌٌ شََيْْپًًا وََ الَا تُُجْْزََوْْنََ اِِ الَّا مََا كُُنْْتُُمْْ تََعْْمََلُُنَوَ
“O gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte
olduğunuz amellerinizin karşılığı verilir.” (Yasin-54)
İnsana yaptığı amellerden başka hiçbirşeyin fayda vermeyeceğini
âyetlerde açıkça görülüyor. Her halükarda Şii ve Sünni din
adamları namazı bu şekilde kılmak üzere eğitildiği ve bunu herhangi
bir şüphe veya eleştiri olmadan körü körüne kabul ettiler.
Burada çok büyük bir sorun vardır. Bu sorunu göstermek için size
bir örnek vereceğiz. Kırk öğrenci ve bir öğretmenin bulunduğu bir
sınıf hayal edelim. Bu öğrencilerin yarısı çok çalıştılar, emek harcadılar,
üzerlerine düşen görevi yerine getirdiler. Diğer yarısı da
çalışmayıp tembellik gösterdiler yani hiçbir emek ve gayret ortaya
koymadılar. Sınav günü geldiğinde bilindiği gibi çok çalışan öğrenciler
sınavı iyi derece ile geçerken, diğer yarısı başarısız oldu. Ancak
başarısız olan öğrencilerden bazıları hocanın yanına giderek onu
övmeye ve yüceltmeye başladılar. Sen tarihin en büyük hocasısın,
sen dünyaya gelmiş en büyük insansın, sen çok hayırlısın, senden
daha iyi ve hayırlı kimse yoktur. Sen öğretmenlerin en üstünü ve
kralısın. Sonra diz çöküp öğretmene yalvarmaya ve ağlamaya başladılar.
“Sana yalvarıyoruz. Lütfen bize iyi not ver. Bizi sınavdan geçir.
Çünkü sen çok iyisin, sen çok merhametlisin, bize iyi not ver. Lütfen
bize merhamet eyle, bizi affet, bizi alçaltma, bizi hayal kırıklığına
uğratma. Öğretmen onların isteklerini kabul etti ve hepsi sınavı
geçti. Bu adalet midir? Bu öğrenciler sınavı geçmeyi hak ettiler mi?
Bu öğretmen dalkavukluğu ve yalvarmayı kabul ederek, başarılı
olanlara ve çalışanlara zulüm ederek geçerli not verir mi? Eğer böyle
yaparsa hepimiz bu hocanın kınanmayı veya kovulmayı hak ettiği
konusunda hemfikiriz öyle değil mi?
34 • İBADET NEDİR?
Hikaye burada bitmiyor. Öğretmen başarısız öğrencilere geçer
not verdikten sonra, sınavı geçen öğrencilerden bazıları yürüdü ve
ona “Evet gerçekten başarılı olduk ama daha yüksek puanlar istiyoruz!”
Öğretmen onların dalkavukluklarını ve yalvarmalarını kabul
etti ve sınavı hakkıyla geçenlerden daha yüksek notlar verdi. Umarım
hepimiz bu hocanın azarlanmayı ve koyulmayı hak ettiği konusunda
aklı başında olan hiç kimsenin itirazı olmaz. Yani dalkavukluk ve
dilenmenin sınav puanları üzerinde herhangi bir etkisi olmamalıdır.
Hatta dilenmelerinde ve dalkavukluklarında samimi olsalar böyle
sınav puanları üzerinde herhangi bir etkiye sahip olmaması gerekiyor.
Sınavı geçmek veya başarısız olmak yalnızca çalışmanın ve
emeğin sonucu olmalıdır. Din adamları, ümmi halkı namazın salih
amellerden daha önemli olduğunu ikna ettiler. Bir insanın namaz
kılmadan asla cennete girmeyeceğini söylediler. Yani yaratana yaltaklanmadan
veya yalvarmadan asla cennete giremezsiniz, dediler.
Yüce Allah’ı bir öğretmene mi benzetiyorsunuz?” diyenler için şunu
söylüyoruz. Bu sadece gerçeğin altını çizen bir örnektir.
Sorun: Bir insan adaletsizlik yaptığı zaman haklı olarak onu
suçlar ve eleştirirsiniz. Ancak adaletsizliği yapan Yüce Allah olduğunda
bunu görmezden gelir veya onu “adalet” olarak görür ya da
Allah’ın bilgeliği olarak yeniden etiketlersiniz. Sanırım hepimiz
öğretmenin yozlaşmış olduğu konusunda aynı fikirdeyiz. Eğer söylediğiniz
doğruysa (dalkavukluk ve yalvarış kişinin sınavını etkiliyorsa
ve salih amellerden daha ağır basıyorsa) o zaman yaratıcı
zalim olur. Hatta bir kişi istediği kadar namaz kılsa, dalkavukluk
yapsa ve yalvarsa bile yargılamaya hiçbir etkisi olmamalıdır. Bir kişinin
hayattaki başarısı dalkavukluk ve yalvarmayla değil, eylemlerine
ve hayırlı amellerine dayanmalıdır.
“Namazın yanlış tanımına saldırarak saçma sapan bir yargıya
düşüyorsunuz” diyebilecek olanlar vardır. Gerçek salât dalkavukluk
ve yalvarma değil, kişinin Allah’a itaat ve ibadet etmek için yaptığı
Allah’a derin ve anlamlı bir bağdır, yüce Allah ile çevrimiçi olmak
yani iletişim sistemidir. Geleneksel namaz, dalkavukluk, cehalet,
taklit ve bilinçsizliktir. Bunun bizim muhakeme gücümüz üzerinde
İBADET NEDİR? • 35
herhangi bir etkisi olmamalıdır, aksi takdirde yüce Allah’a en çok
dalkavukluk yapan ve yalvaran kişi dünyadaki en iyi ve en hayırlı
insan olur. Basitçe söylemek gerekirse, birisi Allah’ı binlerce kez övse
kazanacağı hiçbir sevap ve hayır yoktur. Gece gündüz ona boşuna
yalvarmış olur. Geleneksel namazın amacı dalkavukluk yani cennete
gitmek için yalvarmaktır. Bu namaz anlayışı salih amelleri ihmal
eden, namazın her şeye yeterli olduğuna inanan iki yüzlü ve tembel
bir nesil yaratmıştır. Çünkü sadece namazın onu kurtuluşa ve cennete
götüreceğine iman ediyor.
Dördüncü Argüman: Geleneksel namaz adaletsizdir. Geleneksel
namaz anlayışı insanlara haksızlık yapılmasına neden olmaktadır.
Öncelikle bu namazın yüce Allah’ın emri olduğuna dair hiçbir delil
yoktur. Buna rağmen insanlardan delil istemeden körü körüne inanmaları
beklenmektedir. Aksi takdirde cehennem ile korkutulmakta
ve sindirilmektedirler. Bu bir zulümdür. Çünkü insanlara delil göstermeden
bir şeye körü körüne inanmalarını zorlamak hem Kur’an’a
karşı gelme hemde insan onuruna değer vermemektir. Diyelim ki
size, bir kişinin namaz esnasında gözlerini açmasının haram olduğunu
söylüyorum.(Aksi halde namazı batıldır.) Muhtemelen kimse
bana inanmayacak ve hepiniz bu söylediklerime karşı kanıt isteyeceksiniz.
İlk Soru: Benden kanıt isteme hakkınız var mı?
Cevap: “Evet” ise, neden diğer insanların geleneksel namaz için
delil listeme hakkı yok?
İkinci Soru: Diyelim ki bana inanmadınız.(kanıt sunamadığım
için) ama kıyamet günü benim baştan beri haklı olduğum ortaya
çıktı ve namaz kılarken gözlerini açan herkes cehenneme gidecek,
görüşünüze göre bu adalet midir? Kanıt isteyen biri cehenneme girmeyi
hak eder mi?
Mutlak âdil olan yüce Allah’ın delil isteyen herkesi cehenneme
atması mantıklı mı? Yüce Allah bizden körü körüne yani bilinçsizce
yani delilsiz itaat mı istiyor? Yoksa yüce Allah, bizden bir şeye körü
36 • İBADET NEDİR?
körüne iman etmeden önce, araştırmamızı, aklımızı kullanmamızı,
analiz etmemizi, araştırmamızı ve kanıt aramamızı mı emrediyor?
Geleneksel olarak kılınan namaz doğru ve gerçek olsa bile, namaz
kılmayı reddeden ve cehenneme atılan herkese hiç bir delil olmadığı
ve körü körüne inanmaları beklendiği için haksızlık olacaktır.
Çünkü geleneksel olarak kılınan namaz için vahiy’den hiçbir delil
bulunmuyor. Birinden körü körüne itaat beklemek ona en büyük
zulümdur. Körü körüne inanmadan veya bir şey yapmadan önce
delil isteme ve tamamen ikna olmak için her insanın hakkıdır. ikincisi:
Mezhep imamları, insanları namaz

Arkadaşlarınızla paylaşın

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizden en iyi şekilde yararlanmak için lütfen reklam engelleyicinizi kapatınız.