
İran’da artan hayat pahalılığına karşı 28 Aralık’ta başlayan protestolar devam etmekte. Bugün sosyal medya hesabı “Truth Social”den bir paylaşım yapan ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’ın protestocuları öldürmesi durumunda ülkesinin müdahale edeceğini söyleyerek “vurmaya hazırız” ifadesini kullanması bölgedeki gerginliğin daha da tırmanacağını göstermekte.
Yeni yılı birlikte geçiren Netanyahu ve Trump ikilisinin oval ofiste masa başındaki planlarının İran sokaklarında uygulandığı görülüyor. Nitekim İsrail’in dış istihbarat servisi Mossad’ın sosyal medyada İranlı protestoculara “sizinleyiz” mesajını paylaşmıştır. Farsça yapılan paylaşımda İranlılar “sokaklara çıkmaya” teşvik edilmiştir.
İsrail’in Gazze’de yaptıklarını görmezden gelerek, “barışçıl protestoculara ateş açıp onları vahşice öldürmenin bir İran geleneği olduğunu” söyleyen Trump’ın sözlerine yanıt, İran yönetimi adına dini lider Hamaney’in danışmanı olan Ali Larijani’den geldi. Larijani, “böylesi bir müdahalenin, bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyeceği” uyarısını yaptı.
Hatırlarsanız, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ise 30 Aralık’ta yaptığı açıklamada, ülkesinin “herhangi bir baskıcı saldırganlık eylemine” vereceği yanıtın, “şiddetli ve pişmanlık uyandırıcı” olacağını söylemişti.
Tüm bu karşılıklı mesajlar ve Mossad’ın kışkırtmaları, İran’daki mevcut rejimin yıkılması için Trump-Netanyahu ikilisinin düğmeye bastığını gösteriyor.
İsrail ve Netanyahu ikilisinin Suriye’de “Davud Koridoru” sonrası hedefinin, İran’da kendilerine uygun bir rejimi iktidara getirmek olduğu anlaşılmakta.
ABD-İsrail ikilisinin İran sonraki hedefi ise Türkiye.
Öncelikle; İran’da zorlama ile devam eden protestolar eğer rejim karşıtı isyana dönüştürülmesi durumunda on binlerce İranlı göçmenin İran’da ikamet eden on binlerce Afganistanlı göçmenin ve bölgedeki Kürtlerin Türkiye’ye sığınması hedeflenmekte.
Özellikle İran’dan gelen PJK yanlısı Kürtler ile PYD yanlısı Kürtlerin Anadolu’da buluşması sağlanarak ve bunlara ABD yanlısı Peştun Afgan sığınmacıları da dahil etmek suretiyle Türkiye’de bir kaos ortamı yaratılması planlanıyor olabilir.
Amerika’nın kaos tehdidiyle Türkiye’yi İsrail ile iş birliğine zorladığı ihtimalini de göz ardı etmemek gerekir.
Nitekim; ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Bahreyn’in başkenti Manama’da, ‘Türkiye ile İsrail arasında Hazar Denizi’nden Akdeniz’e kadar işbirliği göreceksiniz‘ şeklindeki hadsiz ve densiz açıklaması aslında ABD derin devletinin esas niyetini ortaya koymaktadır.
“İran’daki Türklerin protesto gösterilerine karışmamasını” sağlayan Türkiye, küresel güçlü aktör olmak istiyorsa, bölgede kendi rotasını çizmeli ve gerekirse Asya ile kucaklaşmalıdır.
*İsmail Cengiz, Avrasya Türk Dernekleri Federasyonu Gen. Bşk.






